|
1-the | (eski ye) (s.), (z.) bir, o (tarif edatı, harfi tarif, belirtme sıfatı); (z.) ne kadar, o kadar (mukayese sıfatlarından evvel). The more I see him the better I like him. Onu her gördüğümde daha çok seviyorum. |
2-theanthropic | (s.) hem Allaha hem insana ait, hem ilahi hem insani. |
3-thearchy | (i) Allahın veya bir ilahın saltanatı; ilâhlar grubu. |
4-theater | (İng.) tre (i.) tiyatro; tiyatro binası; amfiteatr, amfi; olay yeri, alan, meydan, sahne. |
7-theatrical | (s.), (i.) tiyatroya ait, temsili, gösteriş kabilinden, yapmacık, sahte; (i.), (çoğ.) amatörler tarafından oynanılan piyesler. theatrical makeup sahne makyajı. theatricalism (i.) gösteriş için fazla heyecanlı davranma. theatrically (z.) sahnede imiş gibi. |
8-theatrics | (i.) piyesi sahneye koyma; dramatik etki yapma sanatı; sahte heyecan gösterisi. |
9-theca | (i.) (çoğ. cae) (biyol.), (bot.) kılıf, mahfaza. |
10-thedansant | (çoğ. thes dansants) (Fr.) danslı çay. |
11-thee | (zam.), eski (thou zamirinin i hali) seni, sana; sen. |
12-theft | (i.) hırsızlık, çalma. petty theft adi hırsızlık. |
15-theirs | (zam.) onlarınki. of theirs onların, onlara ait. |
16-theism | (i.) Allaha veya ilahlara itikat; Allaha inanma; tektanrıcılık. theist (s.), (i.) Allaha inanan, tektanrıcı (kimse). theis'tic(al) (s.) Allaha iman kabilinden. |
17-theism | (i.), (tıb.) çay iptilasından hasıl olan hastalık. |
18-them | (zam.) onları, onlara. |
19-thematic | (s.) bir konuya ait; (dilb.) köke ait; (müz.) esas makama ait. |
20-theme | (i.) mevzu, konu, madde, tem, tema; öğrenciye verilen yazı ödevi; (dilb.) kök, gövde; (müz.) tema; (tar.) Bizans imparatorluğunda idari bölge. theme song bir dans orkestrasının kendisini belirtmek için kullandığı müzik parçası. |
21-themselves | (zam.) kendileri, kendilerini, kendilerine, kendilerinde. |
22-then | (z.), (s.), (i.) o zaman, o vakit; ondan sonra, derken; başka zaman, sonra; ayrıca; şu halde, öyle ise; netice olarak; bunun için; (s.) o zaman vaki olan; (i.) o zaman. then and there hemen, derhal. And if the bed should catch fire, what then? Yatak ateş alsa, ne olur sonra? and then some küsur. by then o zamana kadar. now and then bazen, ara sıra, arada bir. since then o zamandan beri. the then president o zamanın başkanı. |
23-thenar | (i.), (anat.) avuç, aya; ayanın başparmak hizasındaki kabartısı, tenar. |
24-thence | (z.) oradan, o yerden; o vakitten; o sebepten. thenceforth', thencefor' ward (z.) o vakitten beri. |
25-theo | önek Allah, ilah. |
26-theocentric | (s.) Allahı her şeyin merkezi olarak tanıyan. |
27-theocracy | (i.) teokrasi, dincierki; Allah namına papazlar idaresi; böyle idare olunan memleket. the'ocrat (i.) böyle bir idarenin reisi; Allahın verdiği şeriata göre işleri idare eden kimse. theocrat'ic(al) (s.) teokratik. |
28-theodicy | (i.) en yüksek iyiliğin meydana gelebilmesi için fenalığın gerekli olduğunu iddia ederek Allahın tedbirlerini haklı çıkaran felsefe. |
29-theodolite | (i.) teodolit, yatay ve düzey açılan öIçmeye mahsus yer ölçümü aleti. |
30-theogony | (i.) ilahların soylarını yazan kitap. |
31-theol | (kıs.) theological, theology. |
33-theologic , ical | (s.) ilahiyata ait. theologically (z.) ilahiyat bakımından, tanrıbilimle ilgili olarak. |
34-theology | (i.) ilahiyat, tanrıbilim, teoloji. theologist (i.) ilahiyat alimi, ilahiyatçı. theologize, (İng.) gise (f.) tanrıbilime uydurmak, tanrıbilimsel kuramlar meydana getirmek. |
35-theomachy | (i.) ilahlar arasında veya ilahlara karşı savaş. |
36-theopathy | (i.) vecit hali, kendinden geçme, dalınç, mistik coşkunluk. theopathet'ic, theopath'ic (s.) vecit halinde olan. |
37-theophany | (i.) Allahın veya bir ilâhın tecellisi veya görünmesi. |
38-theorbo | (i.), (müz.) eskiden kullanılan ve uda benzer çifte saplı çalgı. |
39-theorem | (i.) teorem, dava. theoremat'ic (s.) teorem kabilinden. |
40-theoretic, ical | (s.) nazariyeye ait, nazari, kuramsal. theoretically (z.) kuramsal olarak. theoretics (i.) bir ilmin nazari kısmı, nazariyat. |
42-theorize , (ıng.) rise | (f.) teori kurmak, nazariye yürütmek. theoriza'tion (i.) teori yapma. theorizer (i.) nazariye yürüten kimse. |
43-theory | (i.) nazariye, teori, kuram. |
44-theosophy | (i.) teosofi, bireyle Allah veya melekler arasında doğrudan bağlantı kurmayı amaçlayan dini sistem; Budist ve Brahman sistemine benzer yeni bir din ve felsefe sistemi. theosophist (i.) bu felsefe taraftarı. theosoph'ical (s.) bu felsefeye dayanan. |
47-there | (z.), (i.), ünlem orada; oraya; o noktada, o derecede; o hususta; (i.) o yer; ünlem İşte ! Alsana ! Gördün mü? (Bu kelime be fiilinden önce gelince varlık belirtir ve özne fiilden sonra gelir: There is still time. Vakit var daha. There is a burglar down tairs. Aşağıda hırsız var.There is no reason. Sebep yok. Is there anybody at home? Evde kimse var mı?). There, there, don't cry. Haydi, haydi, ağlama. There you are ! Demedim mi ! Buyurun ! all there (k.dili) uyanık, çevik. Are you there? Orada mısınız ? have been there haberdar. in there mücadele halinde. not all there (k.dili) kaçık. So there ! işte o kadar ! You have me there. işte bunu bilmem. You there, pay attention. Hey, önüne bak, dikkat et. |
50-thereat | (z.) orada; o sebepten; o zaman. |
51-thereby | (z.) onunla, o münasebetle, o suretle, ona uyarak. |
53-therefore | (z.), bağlaç bu yüzden, bundan dolayı, onun için. |
55-therein | (z.) o zaman içinde, orada, onda, o hususta. |
58-thereof | (z.) ondan; bu sebepten, bundan dolayı. |
60-thereto | (z.) ona, o yere, o şeye; ilâveten. |
63-thereupon | (z.) onun üzerine, onun üzerinde; hemen, derhal. |
66-theriac, theriaca | (i.), eski, (tıb.) panzehir, tiryak, hayvan ısırmasına karşı ilâç; macun, şeker pekmezi. theri'acal (s.) panzehir kabilinden. |
67-therianthropic | (s.) kısmen hayvan ve kısmen insan şeklinde olan; böyle ilâhları olan dinlere ait. therian'thro pism (i.) insan ve hayvan karışımı şekillerle belirme. |
68-therm | (i.) (bir ısı birimi) 100.000 BTU; kalori. |
69-thermae | (i.), (çoğ.) ıIıcalar, kaplıcalar. |
70-thermal | (s.), (i.) sıcağa ait; termal, kapIıca kabilinden; (i.) yükselen sıcak hava kitlesi. thermal radiation ısı ışınları. thermal spring kaplıca, ılıca. |
71-thermidor | (i.) ilk Fransız Cumhuriyet takvimine göre on birinci ay (19 temmuz - 17 ağustos). |
72-thermion | (i.) ısı ışınları saçan bir cismin yaydığı iyon, termiyon. thermion'ic (s.) bu iyonlara ait, termiyonik. thermionic current bu iyonların yayılmasından hasıl olan elektrik akımı, termiyon akımı. |
73-thermite | i. kaynakçılıkta kullanılan alüminyum ile demir oksit karışımı, termit. |
93-thesaurus | i. (çoğ. -ri) kavramlar dizini; hazine, ambar. |
94-these | s., zam. (tek. this) bunlar. |
95-thesis | i. (çoğ. theses) sav, dava, kaziye, iddia, önerme; tez, inceleme, araştırma; man tez, sav; müz., (şiir) mısraın vurgulu kısmı. |
96-thespian | s., i. drama ait, tiyatroya ait; i. aktör, aktris, oyuncu. |
99-theta | i. Yunan alfabesinin sekizinci harfi; mat. degeri bilinmeyen bir açı işareti. |
100-theurgy | i. mucize; sihir, büyü; büyücülük. theur'gic s. büyücülük kabilinden. |
101-thew | i. adale, kas; çoğ. adali kuvvet, kuvvet |
102-they | zam. onlar .They say it's going to rain Yağacak diyorlar. |
|
|
|
|
|