|
1-will | f. (would, (eski) wilt; wouldest, wouldst) gelecek zaman: -ecek. (istek), (kararlılık): I will win this game Bu oyunu kazanacağım (yetenek): This flower will grow even in sand Bu çiçek kumda bile yetişir. (alışkı): They would always visit him on Sunday Her pazar onu ziyaret ederlerdi. (olasılık): This letter will be for me Bu mektup benim galiba. |
2-will | i. meram, maksat; murat, arzu dilek, istek, niyet; irade; vasiyet, vasiyetname. will power irade. against one's will isteğine karşı. at will istediği vakit, canı istediği gibi. ill will kin, garez, husumet; kötü niyet. make ones will vasiyetnamesini yazmak. of ones own free will kendi isteğiyle. with a will azim ve istekle. |
3-will-o-the-wisp | i., s. bataklık yakamozu; ılgım; s. aldatıcı, yanıltıcı, Zümrüdüanka gibi. |
4-willies | i., çoğ., (argo), the ile sinirlilik, can sıkıntısı. |
5-willow | i. söğüt, bot. Salix; söğüt odunu veya kerestesi; soğut ağacından yapılmış kriket veya beysbol sopası. willow pattern aslında beyaz Çin porselen tabaklarında kullanılan ve içinde söğüt ağacı bulunan mavi renkte bahçeli köşk resmi. osier willow, basket willow sepetçi söğüdü, sorkun, bot. Salix viminalis. red willow kızıl söğüt, bot. Salix rubra. weeping willow salkımsöğüt, bot. Salix babylonica. white willow aksöğüt, bot. Salix alba. willowy s. söğüdü çok; ince ve zarif. |
6-willing | s. istekli hazır; razı; içten; gönüllü, isteyerek yapan. willingly z. isteyerek, seve seve. willingness i. isteyerek yapma, gönüllülük. |
7-will | f. karar vermek, niyet etmek; arzulamak; kastetmek, amaçlamak; gerçekleşmesini tahayyul etmek; vasiyet etmek, vasiyetle bırakmak. |
8-willow | i., f. pamuk veya yün ditme makinası; f. bu makina ile yün veya pamuk ditmek. |
10-willet | i. Kuzey Amerikaya mahsus ve deniz kenarında yaşayan kanatları aklı karalı büyük bir kuş. |
11-willful , ing. wilful | s. inatçı, söz dinlemez, direngen; kasıtlı, bilerek yapılan. will fully z. kasten, mahsus. willfulness i. inatçılık; kasten yapma. |
|
|
|
|
|