| İngilizce | Türkçe | | matron | i. bilhassa çocuğu olan orta yaşlı evli kadın; bir müessesenin iç idaresiyle görevli kadın; hastane ve yetimhane gibi ... |
| | federalize | (f). devletleri birleştirmek.... |
| | trepidation | i. titreme; ürperme; korku, dehşet.... |
| | pilose ,pilous, pileous | s. kıllı, tüylü. pilosity i. tüylülük.... |
| | dim | (s). (mer, mest) (f). Ioş, donuk, sönük, bulanık, belirsiz, müphem; (f). donuklaştırmak, karartmak, bulandırmak: kararm... |
| | hob | (i). (cin). play hob with karmakarışık etmek, altüst etmek. raise hob yaramazlık etmek.... |
| | sadistically | z. sadistçe.... |
| | example | (i.) örnek, misal, numune, ibret. for example örneğin, meselâ. make an example of ibret olsun diye cezalandırmak. set a ... |
| | mind | f. bakmak, dikkat etmek; meşgul olmak; ehemmiyet vermek; kaygı çekmek, endişe etmek; boyun eğmek, itaat etmek; saymak... |
| | exile | (i.), (f.) sürgün, sürülme; sürgün edilen kimse; (f.) sürmek, sürgüne yollamak. the Exile İ.Ö. VL yüzyılda Musevîlerin B... |
|
|
| Türkçe | İngilizce | | kırbaçlama | flagellation.... |
| | Madagaskar | Madagascar.... |
| | sistit | cystitis.... |
| | yak | A bovine mammal native of the high plains of Central Asia.... |
| | yedek akçe | reserve fund. retained earnings. contingency reserve. cash reverses. contingency / emergency reserve.... |
| | palamut | bonito.... |
| | sosyete | society. the upper classes. high society. society man. society woman. socialite.... |
| | yürekli | audacious. bold. chivalrous. courageous. fearless. gallant. stouthearted. valiant. brave. plucky.... |
| | askılık | coat hanger.... |
| | okunuş | way of reading. singing or chanting.... |
|
|
|