sözcük çevir
ç ğ ı ö ş ü ê î ß >> Metin çevirichange

İngilizce Türkçe
1-forearm

(i)., (anat). önkol,kolun dirsekle bilek arasındaki kısmı.

2-forebear

(i)., (gen). (çoğ). ata cet.

3-forebode

(f). önceden haber vermek; (özellikle uğursuz bir şeyi) önceden hissetmek. foreboding (i). kötü bir şeyin vuku bulacağını önceden hissetme, önsezi.

4-forecast

(i). tahmin, hava tahmini.

5-forecourt

(i). ön avlu ön bahçe.

6-foredeck

(i)., (den). güvertenin ön tarafı, bilhassa palavranın ön tarafı.

7-forefinger

(i). işaret parmağı.

8-foreground

(i). ön plan. in the foreground ön planda, ön tarafta, göze çarpacak yerde.

9-forehand

(i)., (s)., tenis sağ vuruş, forhend; atın boynu ve omuzları; menfaatli mevki; (s). sağ vuruşla yapılan; önderlik eden; önceden yapılan.

10-foreleg

(i). (hayvanlarda) ön ayak.

11-foremost

(s)., (z). başta gelen, en öndeki; (z). başta. first and foremost en başta, evvelâ. head foremost başı önde; çekinmeden.

12-forepart

(i). ön taraf, ilk kısım.

13-forerun

(f). (ran, run) önden koşmak, koşup geçmek, önünden gitmek; müjdelemek. forerunner (i). selef; cet, ata; müjdeci, haberci.

14-forestay

(i)., (den). pruva ana istralyası.

15-forester

(i). ormancı; siyah bir cins pervane, (zool). Ageristus; bir çeşit büyük kanguru, (zool). Macropus giganteus.

16-forethought

(i). ihtiyat, tedbir; basiret; evvelden düşünme.

17-foretop

(i). (den). pruva çanaklığı.

18-forewarn

(f). önceden ikaz etmek, uyarmak.

19-foreword

(i). önsöz mukaddeme.

20-forefather

(i). ata, cet.

21-forefront

(i). en öndeki yer, ön taraf, ön sıra.

22-foretopsail

(i). pruva gabya yelkeni.

23-forearm

(f). önceden silâhlandırmak.

24-foreclosure

(i)., (huk). ipotekli malı sahibinin kaybetmesi, hakkın düşmesi.

25-forefoot

(i). ön ayak.

26-forego

(bak). forgo.

27-foretoken

(i)., (f). ihtar, bir şeyin olacağına dair belirti; (f). evvelden uyarmak, ikaz etmek.

28-foretopgallantsail

pruva babafingo yelkeni.

29-fore

(s)., (i). ön taraftaki, öndeki; ilk; daha evvelki; (i). ön; önde olan şey; (den). baş taraf, pruva. come to the fore başa geçmek, öne geçmek. the fore part ön taraf, baş taraf.

30-fore

(z)., ünlem ön tarafta, baş tarafta önde; ünlem Dikkat ! (golf oyununda önde bulunanlara tehlikeyi ihtar için bağırma). fore and aft (den). bas ve kıç istikametinde (gemi).

31-forecast

(f). (cast veya casted) önceden tahmin etmek; belirtisi olmak: tasarlamak.

32-foregather

(bak). forgather.

33-foregone

(s). önceden gitmiş, geçmiş; bitmiş. foregone conclusion kaçınılmaz sonuç, mukadder olan şey.

34-forehanded

(s)., (A.B.D). ihtiyatlı, tedbirli.

35-forejudge

(bak). forjudge.

36-forename

(i). birinci isim, küçük isim, şahıs ismi, vaftiz ismi. forenamed (s). yukarıda ismi geçen, mezkur.

37-forenoon

(i). öğleden evvel, sabah.

38-forequarters

(i)., (kasap). ön ayak ve yanındaki kısımlar.

39-foresail

(i)., (den). trinketa yelkeni.

40-foresheet

(i)., (den). trinketa yelkeninin bir kısmı; (çoğ). kayığın ön tarafı.

41-foreshore

(i). inme sırasında suların çekildiği kıyı.

42-foretime

(i). geçmiş zaman.

43-forever

(z)., (ing). for ever ebediyen daima: mütemadiyen, durmadan. forevermore (z). ebediyen, ilelebet.

44-forelock

(i). alın üzerine sarkan saç demeti perçem; (mak). başlık çivisi, kilit pini. take time by the forelock fırsatı yakalamak, fırsatı kaçırmamak.

45-foreman

(i). ustabaşı, baş kalfa; reis, başkan, özellikle jüri başkanı.

46-foretopmast

(i). pruva gabya çubuğu.

47-forecastle

(i)., (den). baş kasarası.

48-foremast

(i)., (den). baş direği, pruva direği.

49-foreshadow

(f). önceden ima etmek, (colloq). dokundurmak.

50-foreshorten

(f). (güz. san). resimde yandan görülen bir şeyin boyunu kısa göstermek.

51-foreskin

(i)., (anat). sünnet derisi, gulfe.

52-forestry

(i). ormancılık; orman, ormanlık.

53-fore

önek önde veya önceden.

54-foreclose

(f). (huk). parayı ödemediği için ipotekli malı sahibinin elinden almak; imkânsızlaştırmak, engellemek; önceden halletmek.

55-foredoom

(f). önceden mahkum etmek.

56-forego

(f). (went, gone) önce gitmek.

57-foreland

(i). burun, çıkıntı; bir şeyin önündeki arazi parçası.

58-forest

(i)., (f). orman; (f). ağaç dikip orman haline getirmek, ağaçlandırmak.

59-foreign

(s). yabancı, ecnebi; harici, dış; ilgisi olmayan. foreign accent yabancı aksanı. foreign affairs dışışleri. foreign-born (s). ikamet ettiği memleketten başka bir memlekette doğmuş. foreign exchange döviz; döviz alım satımı. foreign minister dış işleri bakanı. foreign office dışişleri bakanlığı. foreign to one's nature kendi tabiatına aykırı. foreign trade dış ticaret. foreigner (i). yabancı, ecnebi. foreignness (i).ecnebilik, yabancılık; uygunsuzluk, münasebetsizlik.

60-forejudge

(f). önceden hüküm vermek.

61-foreordain

(f). evvelden takdir etmek, önceden tayin ve tertip etmek. foreordination (i). kader, takdir, kısmet.

62-foresee

(f). (saw seen) önceden görmek ileriyi görmek, önceden bilmek.

63-foreshow

(f). (showed, shown) önceden göstermek, önceden söylemek.

64-foresight

(i). ihtiyat, tedbir, önceden görme, basiret.

65-foretaste

(i). önceden alınan tat; önceden tadına varma.

66-foretell

(f). (told telling) önceden haber vermek; kehanette bulunmak.

67-forewoman

(i). başkalfa kadın: jurinin kadın başkanı.

68-foreyard

(i)., (den). trinketa.

69-forehead

(i). alın; herhangi bir şeyin ön tarafı veya cephesi.

70-foreknow

(f). (knew, known) önceden bilmek. foreknow'ledge (i). önceden bilme, önceden alınan haber.

71-forensic

(s). mahkeme veya munazaraya ait, munazara kabilinden. forensic medicine adli tıp.





Çeviriyi paylaş / Share result: facebook Google twitter Url:
makina burada
  Son aradıklarım
  Son arananlar / Last searches
STAJtürkçe > ingilizce09:51:38
updatingingilizce > türkçe09:50:35
soyunma odasıtürkçe > ingilizce09:48:20
sanctuaryingilizce > türkçe09:47:00
arabatürkçe > ingilizce09:46:43
kuştürkçe > ingilizce09:46:01
outingilizce > türkçe09:45:22
yieldingilizce > türkçe09:43:39
revealingilizce > türkçe09:43:24
leakingilizce > türkçe09:43:10
  En çok arananlar / Hit searchs
hemen cevirtürkçe > ingilizce35397
seni seviyorumtürkçe > ingilizce6614
nasılsıntürkçe > ingilizce6337
merhabatürkçe > ingilizce5093
bentürkçe > ingilizce4399
selamtürkçe > ingilizce4021
babyloningilizce > türkçe3706
güzeltürkçe > ingilizce3331
aşkımtürkçe > ingilizce3301
feceingilizce > türkçe3104



ingilizce türkçe sözlük | ingilizce türkçe çeviri




firma limanı

Copyright © 2008-2010 sozcukcevir.com