| İngilizce | Türkçe | | candid | (s). samimi, içten; tarafsız; dürüst, riyasız. candid camera photographs kusurları gizlemeyen fotoğraflar. candidly (z).... |
| | steatite | i. mad. sabuntaşı.... |
| | living | i. yaşama, hayat tarzı; geçim; geçinme; the ile yaşayanlar. living room bir ailenin oturma odası. good living hali vak... |
| | laniferous, lanigerous | (s.) yün hası1 eden, yünlü.... |
| | tumble | f., i. düşmek, yıkılmak, devrilmek; yuvarlanmak; acele ve dikkatsizce yürümek; takla atmak; karıştırmak, altüst etmek;... |
| | epic | (s.), (i.) destansı, hamasi, menkıbevi; (i.) destan; bu tür konulu roman veya oyun.... |
| | dingbat | (i)., (k).dili ufak şey; fırlatılan şey; ismi unutulan şey.... |
| | brandy | i. konyak. brandied s. konyağa yatırılmış.... |
| | vorticella | i., çoğ., zool. çan hayvanı.... |
| | strappado | i., f. işkence olarak bileklerinden iple yukarıya çekip tekrar bırakıvererek düşürme cezası; f. bu şekilde cezalandırm... |
|
|
| Türkçe | İngilizce | | çanta | bag. handbag. purse. briefcase. suitcase.... |
| | hercai | inconstant. fickle.... |
| | köylü | peasant. villager. churl. country people. rustic.... |
| | abartılı | bombastic. hyperbolic. overblown.... |
| | main | Very; extremely; as, main heavy. a principal pipe in a system that distributes water or gas or electricity or that colle... |
| | oransızlık | disproportion. lack of proportion.... |
| | aritmetik işlem | arithmetic operation.... |
| | kakalamak | to defecate. to go potty.... |
| | san | Storage Area Network Also referred to as STAN, to differentiate it from System Storage Area Network Browse to SAN for mo... |
| | patent | A patent is an exclusive right granted for an invention, which is a product or a process that provides a new way of doin... |
|
|
|