|
1-hop | i., f. (-ped, -ping) şerbetçiotu, bot. Humulus lupulus; f. şerbetçiotu yetiştirmek veya toplamak. |
2-hop | f. (-ped, -ping) i. sıçramak, sekmek, seke seke yürümek; oynamak, zıplamak, dans etmek; üzerinden atlamak; sıçratmak, sektirmek; k.dili binmek; i. sıçrama, zıplama, sekme; uçak seferi. hop it İng., argo gidivermek. |
3-hope | i., f. ümit, umut; f. ümit etmek, ummak, beklemek. hopeless s. ümitsiz; ümit vermeyen. hope chest çeyiz sandığı. hoping against hope ümidini kesmeyerek, güvenini sarsmayarak. in hopes ümidi ile. |
4-hopeful | s. ümitli, ümit verici. hope fully z. ümitle, ümit verici bir şekilde; k.dili inşallah. hopefulness i. ümit verici durum. |
5-hoplite | i. eski Yunanistan'da ağır zırhlı piyade askeri. |
7-hopper | i. sıçrayan kimse veya şey; sekerek yürüyen kimse; pire gibi sıçrayan böcek; silo, sarpın; gemi yüklemek veya boşaltmak için kullanılan dibi açılır büyük kova. |
|
|
|
|
|