| İngilizce | Türkçe | | thundershower, thunderstorm | i. şimşekli yıldırımlı fırtına.... |
| | swellfish | i. kirpi balığı, zool. Tetraodon spadiceus; balon balığı.... |
| | boracite | i. borasit, Bandırma taşı.... |
| | minuscule | i., s. küçük harf, minüskül; küçük harfli el yazısı; s. küçük harfle yazılı; küçük, ufacık, önemsiz.... |
| | algerian | (i)., (s). Cezayirli Algerine (i)., (s). Cezayirli.... |
| | policy | i. sigorta mukavelenamesi, poliçe;piyangoda kazanan numaralar üzerine oynanan kumar. policy shop piyango biletleri üzeri... |
| | yarn-dyed | s. boyanmış yün ipliğinden dokunmuş.... |
| | ibidem | z., Lat. evvelce bahsedilen yerde, aynı kitapta.... |
| | sclerotitis | bak. scleritis.... |
| | sometime | s., z. eski, sabık; z. bir zaman, ilerde, evvelce.... |
|
|
| Türkçe | İngilizce | | küçük çocuk | chit.... |
| | yalın cümle | simple sentence.... |
| | sureta | outwardly. affected. put-on. assumed.... |
| | yalayıcı | licker.... |
| | global | A global variable is one that is outside every set of braces and is available in every scope.... |
| | yoklama | call. roll call. calling of a roll. examination. feeler. frisk. inspection. probative experience. search. survey. test.... |
| | barışmak | to make peace with one another. to be reconciled. to reconcile with sb. come together. to bury the hatchet.... |
| | dövünmek | to beat one's breast (in sorrow or regret.... |
| | hamiş | postscript. post scriptum.... |
| | litre | liter. litre.... |
|
|
|