| İngilizce | Türkçe | | eolithic | s. taş devrinin en eski zamanlarına ait, eolitik.... |
| | tear | i .gözyaşı; gözyaşına benzer şey; damla; çoğ. keder. tear bomb göz yaşartıcı bomba. tear gas göz yaşartıcı gaz. in tea... |
| | soaker | i. ıslatan şey; ıslatıcı yağmur.... |
| | jumpy | s. sinirli, sıçramaya hazır, diken üstünde.... |
| | glib | s. (-ber, -best) fazla düşünmeden süratli olarak konuşan; içten olmasa da kolayca söylenen; çevik, yumuşak ve rahat ha... |
| | howdy | ünlem, A.B.D, k.dili merhaba.... |
| | plated | s.kaplanmış; iki yüzü değişik dokunmuş.... |
| | focal | (i)., (fiz) odaksal mihraki. focal distance odak mesafesi. focal plane (foto). bir objektifin odağını içine alan düzlem... |
| | oregano | i. yabani mercanköşk, farekulağı, bot. Origanum vulgare.... |
| | frightening | (s). korkutucu, dehşet verici.... |
|
|
|
|