|
1-like | edat, s., i. gibi, benzer; s. birbirine benzer; eşit; i. benzeri. It looks like rain. Yağmur yağacağa benziyor I feel like resting. Canım dinlenmek istiyor. I've never seen the like of it k.dili I never saw the likes of it. Benzerini hiç görmedim. Like father like son. Tıpkı babasına benzer. like mad çılgınca, çılgın gibi. |
2-like | f. hoşlanmak, sevmek, hazzetmek. likes and dislikes (bir kimsenin) sevdiği ve beğenmediği şeyler. |
3-like | sonek -ımsı, gibi, benzer: lifelike, workmanlike. |
5-likely | s., z. muhtemel; iyi, güzel; uygun; z. ihtimal ki, belki, galiba. |
8-likeness | i. suret, kılık; resim, tasvir; benzeyiş, benzerlik, benzeşme. |
9-likewise | z. keza, aynı şekilde ve de, ve yine, bunun gibi. |
|
|
|
|
|