ç ğ ı ö ş ü ê î ß


İngilizce Türkçe
1-living s. yaşayan, canlı, diri, sağ; canlandırıcı; yaşayanlara ait; zinde, kuvvetli, faal; tıpkı. living language yaşayan dil. living picture canlı tablo. living wage geçindirebilecek maaş. a living faith kuvvetli iman.
2-living i. yaşama, hayat tarzı; geçim; geçinme; the ile yaşayanlar. living room bir ailenin oturma odası. good living hali vakti yerinde olma, rahat yaşama. makeone's living hayatını kazanmak, geçinmek.











Sık kullanılanlara ekleyin! Copyright © 2008 sozcukcevir.com