|
|
|
|
| 1-mountain | i. dağ; yığın, dağ kadar büyük şey; azman. mountain ash üvez, bot. Sorbus americana. mountain chain dağ silsilesi. mountain lion puma, zool. Felis concolor. mountain range dağ silsilesi. mountain sheep Kanada koyunu, zool. Ovis canadensis. mountain sickness tıb. yükseklik ve basınç azlığından ileri gelen dağ hastalığı. make a mountain out of a molehill habbeyi kubbe yapmak, pireyi deve yapmak. |
| 2-mount | i. dağ, tepe Mount of Olives Kudüs'te Zeytin dağı. Mount Zion Sion dağı. |
| 4-mounted | s. binmiş; atll; takılı, hazır; kakılmış, kakma. mounted gem kakma taş. mounted police atlı polis. mounted troops süvari, atlı asker. |
| 5-mounting | i. destek, dayanak, çerçeve, koyacak; binme, biniş. |
| 6-mount | i., f. koyacak; dayangaç; binek hayvanı; binme tarzı, biniş; üzerine resim yapıştırılan mukavva; top kundağı, top arabası; lam ile lamel; f. tırmanmak, çıkmak; üzerine çıkmak; binmek, ata binmek; ata bindirmek; asmak; takmak; monte etmek, kurmak; üzerine koymak, oturtmak; üzerine yapıştırmak, çerçeveye geçirmek; lam üzerine yerleştirmek, incelemek üzere lam hazırlamak; taşımak; girişmek; çiftleşmek (dişi ile); yükselmek, artmak, çoğalmak. mount a horse ata binmek. mount a play bir piyesi düzenlemek. mount a picture bir resmi mukavvaya yapıştırmak. mount guard nöbet tutmak, nöbetçi olmak. |
| 7-mountaineer | i., f .dağlı kimse; dağcı; f. dağlara tırmanmak. |
| 8-mountebank | i. şarlatanlıkla sahte ilâç satan kimse; şarlatan kimse. |
|
|
|
|