|
|
|
|
| 1-sick , sic | f. saldırmak (köpek); gen. on ile saldırtmak, kışkırtmak (köpek). Sick'em ! Fırla, haydi ! |
| 2-sickly | s. hastaca, daima keyifsiz, hastalıklı, hasta mizaçlı; hastalık getiren; gönül bulandırıcı; marazi, tiksindirici, hasta yüzlü. sickliness i. hastalıklı hal. |
| 3-sickness | i. hastalık; mide bulantısı, kusma. |
| 5-sickish | s. hasta gibi, rahatsız; rahatsız edici, gönül bulandırıcı. sickishly z. bulantı hissederek. sickishness i. bulantı hissetme, hastalanır gibi olma. |
| 6-sickle | i., f. orak; f. orakla biçmek. |
| 7-sick | s. hasta, keyifsiz; bulantılı, midesi bulanan; bezgin; hasret çeken, özleyen; of ile tiksinmiş, usanmış, bıkmış; bozuk; hastalıklı, mariz; hastaya mahsus; meşum, iğrenç. sick headache tıb. mide bulantısı ile gelen şiddetli baş ağrısı; yarım baş ağrısı. sick joke iğrenç ve ürpertici şaka. sick leave hastalık izni, tebdili hava. |
| 9-sicken | f. hastalanmak; hasta etmek, bıktırıp vaz geçirmek, tiksindirmek. |
| 10-sickening | s. hastalık getiren; tiksindirici, iğrenç; kusturucu. sickeningly z. tiksindirici surette. |
|
|
|
|