|
1-spoonbill | i. kaşıkçı balıkçıl, spatül kuşu, zool. Platalea; kaşıkçın, zool. Spatula clypeata. |
2-spoonbread | i. mısır unu ve yumurta ile yapılan yumuşak ekmek. |
3-spoonerism | i. ses veya heceleri konuşurken yanlışlıkla karıştırma: our dear old queen'' yerine ''our queer old dean. |
4-spoonfed | s. ağzına beslenmiş; nazlı büyümüş. |
6-spoonwort | i. kaşıkotu, bot. Cochlearia officinalis. |
7-spoon | i., f. kaşık; kasık şeklindeki şey; golfta topu vurup havalandırmaya mahsus bir çeşit değnek; f. kaşıkla almak; kaşık ile balık tutmak; kroket veya golfta topu vurup havalandırmak; k.dili. oynaşmak, sevişmek. born with a silver spoon in one's mouth zengin aile çocuğu olarak doğmuş. |
9-spoony | s., k.dili. sersem, aklı başından gitmiş; sevgilisine aşırı derecede düşkün. spoonily z. budalaca. spooniness i. aşırı düşkünlük, aklı başından gitme. |
|
|
|
|
|