|
1-with | (edat) ile; -den; -e; -e rağmen; ile beraber, ile birlikte. with it (argo) zamane; uyanık, canlı, modern. Leave the books with my mother Kitapları anneme bırak. I'm with you there ! O konuda seninle aynı fikirdeyim. With this, she slapped his face Hemen ardından yüzüne bir tokat aşketti. He can swim with the best of them Usta yüzücüler kadar iyi yüzebilir. What's with him? k.dili. Nesi var? |
2-withal | z., (eski) bununla beraber, mamafih; ayrıca. |
3-withe | i., f. söğüt çubuğu, saz; sögüt çubuğundan yapılmış bağ; f. sazla bağlamak. |
4-within | z., (edat), i. içeride, içeriden; dahilen, derunen ; zihnen; yürekten; evde; içinde, dahilinde; (edat) zarfında, içinde, sınırları içinde; i. iç. His heart sank within him. Bütün ümitleri kırıldı. He lives within his income. Gelirine uygun bir şekilde yaşar. The car skidded to within a meter of the baby before it stopped. Araba kayarak bebeğe bir metre kala durabildi. |
6-withers | i. atın iki kürek kemiği arasındaki yer. |
7-wither | f. solmak, kurumak; sararıp solmak; çürümek, zeval bulmak, bozulmak, kurutmak, soldurmak; çürütmek, bozmak; utandırmak, susturmak. withering s. solan; utandıran. |
8-withold | f. (-held, -holding) elinde tutmak, kendine saklamak, bırakmamak; kısıtlamak; vermemek. |
9-withy | i., s. söğüt dalı; saz; s. sazdan yapılmış; dayanıklı ve esnek. |
10-withstand | f. (-stood, -standing) dayanmak, mukavemet etmek, karşı koymak. |
11-with- | (önek) karşı; geri. |
12-withdraw | f (-drew, -drawn) geri çekmek, geri almak, geri çağırmak; banka hesabından çekmek; çekilmek. withdrawing room içerideki oda. withdrawal, withdrawment i. çekilme; geri alma; davadan vaz geçme. with drawn s. çekilmiş; içine kapanık, çekingen. |
13-without | (edat), z., i. -sız, -meyerek, -meden, -meksizin, hariç; dışında; z. dışarıda; i. dış. without fear korkusuz. without taxes vergiler hariç. without thinking düşünmeden, gayri ihtiyari. do without, go without -sız olmak; yetinmek. times without number defalarca. |
14-with-it | s., (argo), bak. with it. |
|
|
|
|
|