|
|
Aranan kelime (Searched word): DOWN
| İngilizce (english) | Türkçe (turkish) | | down | (i). iniş; talihin ters dönmesi. ups and downs hayattaki iniş çıkışlar, iyi ve kötü günler. | | downtrod | (den)., (s). ayaklar altında çiğnenmiş; mazlum, haksızlığa uğramış, mağdur. | | downright | (s)., (z). tamam; kesin, kati; çok; (z). tamamen, büsbütün; doğrudan doğruya, açıkça, dobra dobra, sözunu esirgemeden. | | downwind | (z)., (s). rüzgâr yönu ne, rüzgârla birlikte; (s). rüzgâr yönünde olan. | | downbeat | (i)., (s)., (müz). öIçünün birinci vuruşu; (s). kötümser, bedbin. | | downhearted | (s). meyus, kederli, morali bozuk, maneviyatı kırılmış, mahzun. | | down | (i). ince kuş tüyü, yonda; ince tüy, ayva tüyü, hav. | | down | (z). aşağı, aşağıya; güneye doğru; tiyatro sahneye doğru, ileride. down and out hayatta yenilgiye uğramış, bezgin, bitkin. down at the heels perişan bir halde. down at the mouth, down in the dumps üzüntülü, hayal kırıklığına uğramış, meyus, cesareti kırılmış. down on his luck talihsiz; hayal kırıklığına uğramış, ümitsiz. Down with I Kahrolsun. I The house burned down Ev yanıp yerle bir oldu. The pressure is down Basınç azaldı. The wind is down Rüzgâr hafifledi. fall down düşmek. get down to work ciddi olarak işe başlamak. He is down with fever Ateşten yatağa düşmüş. knock down vurup devirmek, yere yıkmak; tenzilâtlı fiyatla satış yapmak, ucuza vermek. track down araştırıp bulmak. shout down bağırarak susturmak. shut down kapatmak (fabrika, iş yeri). wster down hafifletmek, su katmak. turn down reddetmek; (radyoyu) kısmak. shoot down ateş açıp düşürmek. get down to cases sadede gelmek. pay down peşin vermek. put the helm down gemiyi rüzgâr yönüne çevirmek. The sun is going down Güneş batıyor. write down yazmak, kâğıda dökmek. | | downfall | (i). düşüş, yıkılış, sükut, gerileme, çökme, inkıraz; yağmur boşanması. downfallen (s). düşmüş, yıkılmış. | | downward,downwards | (z)., (s). aşağı doğru; (s). geçmişe ait, maziden intikal eden, kendinden önce gelenlerle ilgili. | | downy | s ince tuylu, havlı; tuy gibi yumuşak | | downspout | (i). yağmur suyunu çatıdan yere akıtan oluk. | | downthrow | (i). yıkma, devirme, yıkılma, devrilme. | | downtown | (i)., (z)., (s). şehrin merkezi, çarşının bulunduğu taraf; (z). çarşı istikametinde, çarşı tarafında; (s). şehrin merkezinde | | downpour | (i). şiddetli yağmur, sağanak. | | downstage | (i). sahnenin onu. | | downstairs | (z)., (s)., (i). aşağı kata, aşağı katta, aşağıya, aşağıda; (s). aşağıda olan; (i). aşağı kat. | | downstream | (z). akıntı yonünde. | | down east | (A.B.D). New England; Maine eyaleti. | | downcast | (s)., (i). aşağıya yönelmiş; üzgün, kederli; (i). aşağıya yönelme; maden ocağına hava veren boru. | | downhill | (z)., (s). yokuş aşağı, aşağıya; (s). inişli, meyilli. go downhill düşüş göstermek, bozulmak (başarı, sıhhat). | | down | (f). aşağı indirmek, alaşağı etmek, yere yıkmak, devirmek, düşürmek; (k.dili). yenmek (sporda); bir yudumda içmek, slang mideye indirmek. | | downers | (i)., (çoğ)., (argo). müsekkin, yatıştırıcı maddeler. | | downingstreet | İngiliz Başvekili 'nin ikamet ettiği sokak; (k.dili). ingiliz hükümeti. down payment taksitle alışverişte peşin ödenen para. | | downs | (i). Güney ingiltere'de yüksek meralar. | | down | (s). aşağıya yönelen; (k.dili). üzgün, argın. be down on kızgın olmak, karşı olmak, garez bağlamak. | | down under | (k.dili). Avustralya, Yeni Zelanda. | | downtoearth | (s). makul, gerçekçi; uygulanabilir, gerçekleştirilebilir. |
|
|