| İngilizce (english) | Türkçe (turkish) |
| misadventure | i. kaza, belâ, talihsizlik, felâket. |
| misapply | f. yanlış tatbik etmek veya istimal etmek, yerinde kullanmamak. |
| miscast | f. tiyatroda yanlış rol vermek. |
| miscible | s. karıştırılabilir. |
| miscreant | i., s. kötülükçü kimse, habis kimse; s. zalim, gaddar, vicdansız; eski imansız. |
| misdo | f. yanlış yapmak; kötülük yapmak misdoer i. kötülük yapan kimse. mis doing i. kötü hareket. |
| mishandle | f. kötü kullanmak, kötü idare etmek. |
| misname | f.yanlış isim vermek. |
| misnomer | i.yanlış isim, isimde hata; yanlış isim kullanma. |
| misreckon | f yanlış saymak, yanlış hesap etmek. |
| missouri | i. Amerikada Missouri nehri; Missouri eyaleti. from Missouri A.B.D., k.dili şupheci, delilsiz inanmayan. |
| misstate | f. yanlış ifade etmek, yalan katarak anlatmak. misstatement i. yanlış ifade, hata; yalan. |
| misty | s. sisli, dumanlı; bulanık. mistiness i. sis. |
| misapprehend | f. yanlış anlamak. misapprehension i. yanlış anlama. |
| miscellaneous | s. muhtelif, çeşitli, karışık, çok yönlü. |
| mischoose | f. (chose, chosen) yanlış seçmek. |
| misconduct | f. kötü idare etmek. misconduct oneself ahlâkseca davranmak. |
| misconstrue | f. yanlış yorumlamak, yanlış anlamak, ters mana vermek. |
| miscreate | f. yanlış yaratmak. |
| miserere | i., Lat. Mezmurlar kitabında 51'inci Mezmur (Latince metin de bu kelime ile başlar); bu Mezmurun bestesi. |
| miserly | s. cimri, hasis, pinti. miserliness i. cimrilik, pintilik. |
| misjudge | f. yanlış hüküm vermek; yanlış anlamak; yanlış fikir edinmek. |
| mislead | f. (led) yanlış yola sevketmek, yanlış yoldan götürmek; yanlış fikir vermek, aldatmak. |
| mismarriage | i.uygunsuz ve mutsuz evlilik. |
| misread | f.(read) yanlış okumak, yanlış yorumlamak. |
| miss | f. vuramamak, vurmamak, isabet ettirememek veya etmemek; bulamamak, kaçırmak, yanlışlıkla atlamak, ele geçirememek; özlemek, yokluğunu hissetmek, aramak. miss fire ateş almamak. miss out atlamak, görmemek; gidememek, kaçırmak. miss the point meseleyi kavramamak. He just missed being run over ezilmekten zor kurtuldu. |
| miss | i. nişanı vuramayış, isabet ettire meyiş; başarısızlık. A miss is as good as a mile Fırsatı kaçırdlktan sonra, iyi mi, kötü mü olduğu farketmez. |
| missive | i. mektup, tezkere. |
| misspend | f. (-spent) kötü harcamak, boş yere sarfetmek, boşuna geçirmek . |
| mistake | i. yanlış, hata, yanlışlık, yanılma. Make no mistake ,şüphe etme, yanılma. |