| İngilizce (english) | Türkçe (turkish) |
| bush | i., f. çalı, çalılık, çalıya benzer şey çalılık arazi; mak. zıvana, burç; f. çalı ile örtmek, kaplamak, çalı ile destek yapmak; çalıdan yapılmış tarakla taramak. beat about the bush sadede gelmemek. |
| bush-baby | i. Afrika'da bulunan ve maymuna benzer ufak bir hayvan, zool. Galago maholi. |
| bushcraft | i. ormanda rahat yaşayabilme hüneri. |
| bushed | s., k.dili yorgun, bitkin; ne yapacağını şaşırmış bir halde olan. |
| bushel | i. kile; ing. 4/5 kile. hide one's light under a bushel örnek olmak istememek; yeteneğini gizlemek. |
| bushel | f., A.B.D. biçimini değiştirmek, tersyüz etmek, onarmak. |
| bushido | i. Japonya'nın geleneksel savaş kuralları. |
| bushing | i., elek kovan. |
| bushman | i.ormancı: Avustralya'da çalılıklarda oturan kimse; b.h. Güney Afrika zenci ırkına mensup kimse. Buşman; Buşmanların dili. |
| bushy | s. çalıyla kaplı; çalı gibi, gür. bushiness i. çalı gibi oluş. |