| İngilizce (english) | Türkçe (turkish) |
| can | (i)., (f). (ed,-ning) konserve kutusu, teneke kutu; çöp tenekesi; ABD, argo hapishane; argo yüznümara; argo kaba et; (f). konserve yapmak; kutulara doldurmak; ABD, argo kovmak, işine son vermek, slang sepetlemek; argo filime veya teybe almak. Can it I Yeter be I |
| can | (f). (could) (-ebil-)., yapmak imkânı (nda) olmak: Can you do thiswork ? Bu işi yapabilir misin? I couldn't find my tie. Kravatımı bulamadım. (Can fiilinin gelecek zamam yoktur; yerine will be able to kullanılır); (k).dili izinli olmak: Can I go ? Gideyim mi ? |
| can | (kıs). Canada, Canadian. |
| can buoy | koni biçiminde şamandıra. |
| can't | (kıs). cannot. |
| canaan | (i)., (K.M). Kenân Diyarı, vaat edilmiş üIke; cennet; Filistin. |
| canada | (i). Kanada. |
| canadian | (i)., (s). Kanadalı; (s). Kanada ile ilgili. |
| canaille | (i). ayaktakımı, aşağı tabaka, sefiller. |
| canal | (i). kanal; su yolu; (anat). içinden damar, sinir veya su geçen kanal. Canal Zone Panama Kanalı mıntıkası. |
| canaliculus | (i)., (anat). kanalcık. |
| canalize | (f). kanal açmak, çıkıs yolu açmak; kanallara sevketmek; (tıb) kanal açarak cerahati akıtmak. canaliza'tion (i). kanal açma. |
| canape | (i). kanape, üzerine peynir, ançuez veya salam konmuş küçük ekmek. |
| canard | (i). uydurma, asılsız haber. |
| canary | (i). kanarya kuşu, (zool). Serinus canarius; kanarya sarısı; Kanarya adalarında yapılan bir çeşit tatlı beyaz şarap. canary flower kanarya çiçeği, (bot). Tropaeolum peregrinum. canary grass kanarya otu, (bot). Phalarus canariensis. canary seed kuş yemi. canary yellow kanarya sarısı. Canary Islands Kanarya adaları. |
| canasta | (i)., iskambil kanasta. |
| canberra | (i). Canberra, Avustralya nın başkenti. |
| canc | (kıs). cancelled. |
| cancan | (i). kankan, hareketli bir Fransız dansı. |
| cancel | (f)., (i). üstüne çizgi çekmek, silmek; iptal etmek; geçersiz hale koymak; (matb). çıkarmak; (mat). kısaltmak; (i). çizgi çekme, silme, iptal; çıkarma. cancela,tion (i). iptal etme; işaretleme; iptal olunan şey; çıkarma. |
| cancellate, cancellous | (s)., (anat). bünyesi sünger gibi olan. |
| cancer | (i)., (tıb). kanser; (b.h)., (astr). Yengeç Burcu. cancera'tion (i). kanserleşme.cancerous (s). kanser gibi, kanserli. |
| candelabrum | (i). (çoğ -bra, -brums) üstü işlemeli kollu şamdan. |
| candent | (s)., eski ısıdan parlayan, hararetten beyazlaşmış. |
| candid | (s). samimi, içten; tarafsız; dürüst, riyasız. candid camera photographs kusurları gizlemeyen fotoğraflar. candidly (z). samimiyetle, tarafsızca. candidness (i). samimiyet, dürüstlük. |
| candidacy | (i). adaylık. |
| candidate | (i). aday, namzet; talip. candidateship (i). adaylık, namzetlik. |
| candied | (s). şekerlenmiş; şekerleme haline konmuş; şeker gibi kristalleşmiş; tatlı dilli, dil döken. |
| candle | (i)., (f). mum; (f). (yumurtaları) ışığa tutarak muayene etmek. Peter doesn-t hold a candle to Mary. Peter, Mary'nin eline su dökemez. burn the candle at both ends fazla çalışmak; gece gündüz eğlenmek. |
| candle-power | (i). mum (ışık öIçü birimi). |