Anasayfa | Metin Çeviri | Okunuşu Dinleyin | Araç çubuğuna ekleyin | Son Eklenen Kelimeler | Türkçe down
sözcük çevir
İngilizce Türkçe Almanca Fransızca İspanyolca Romence Arnavutça Breton Çekçe Danca Endonezya Dili Eskenazi Dili Esperanto Estonyaca Felemenkce Fince İskoçca Galce Gürcüce İtalyanca İzlandaca Katalanca Korsika Dili Kürtçe Lehçe Letonya Dili Litvanya Dili Macarca Madagaskar Dili Norveçce Portekizce Br. Portekizce Por. Sırpça Slovakça Slovence Valonca Vietnamca
ç ğ ı ö ş ü ê î ßchange


İngilizce > Türkçe :

dead

okunuşu dinleyin
İngilizce (english) Türkçe (turkish)
dead (s). ölü, öImüş, müteveffa; sönük; cansız, hareketsiz, ölü gibi; renksiz, solgun, tadı kaçmış, soğuk. dead ahead dosdoğru. dead and gone öImüş gitmiş. dead as a doornail öImüş, cansız. dead ball spor saha dışına çıkmış top, ölü top. dead beat çok yorgun, bitkin. dead center ölü nokta. dead end çıkmaz sokak; çıkmaz. dead hand (bak). mortmain. dead heat spor berabere biten yarış. dead language ölü dil. dead letter hükmü kalmamış kanun; sahibi bulunamayıp postanede kalan mektup. dead march (müz). cenaze marşı. dead nettle ısırganotu , ballıbaba, (bot). Lamium. dead reckoning (den). kaba kompas hesabı, parakete hesabı, pusula ile seyrüsefer hesabı. dead right tamamen haklı. dead set (k).dili kararlı. dead set against tamamen karşı, muhalif. dead tired bitkin, yorgun. dead water durgun su ; dümen suyu. dead weight geminin darası. come to a dead stop tamamen durmak. the dead ,(çoğ). ölüler. the dead of night gece karanlığı. the dead of winter kışın ortası. deadness (i). hissizlik, duygusuzluk.
deadbeat (i)., (A.B.D)., argo borçlarını ödemekten kaçınan kimse; bedavacı, başkalarının sırtından geçinen kimse.
deaden (f). kuvvetini kırmak hafifletmek, boğmak uyuşturmak (ağrı) kesmek (ses, ağrı); tatsızlaştırmak; parlaklığını gidermek, donuklaştırmak; ses geçmesini önlemek.
deadeye (s). keskin nişancı.
deadeye (i)., (den). boğata.
deadhead (i)., (k).dili ücretsiz olarak kartla seyahat eden veya tiyatro v.b yerlere giden kimse; boş olarak kalkan tren, otobüs v.b; sıkıcı kimse.
deadlight (i)., (den). Iomboz kapağı; lomboz.
deadline (i). son teslim tarihi: cezaevlerinde hükümlülerin geçmemesi gereken yasak bölge sınırı.
deadlock (i)., (f). çıkmaz iki taraflı karşı koymanın sonucu olarak her iki tarafın hareketsiz kalışı ; (f). çıkmaza sokmak, çıkmaza girmek.
deadly (s). öldürücü; zehirli; ölüm derecesinde; ölüm gibi. deadly enemy can düşmanı. deadly nightshade güzelavratotu, (bot). Atropa belladonna. deadly sin ağır günah. the seven deadly sins yedi büyük günah.
deadpan (i)., (s). (z)., (f)., (A.B.D)., argo anlamsız bir yüz; (s). boş ve anlamsız yüz ifadesi olan; (z). duygularını açığa vurmadan, anlamsızca; (f). duygularını belli etmeden hareketetmek veya konuşmak.
deadsea Lut gölü.
deadwood (i). ağacın kuru dalları, kurumuş dallar veya ağaçlar; (A.B.D). değersiz malzeme, faydasız kişi veya şey.





Copyright © 2008-2014 sozcukcevir.com