Anasayfa | Metin Çeviri | Okunuşu Dinleyin | Araç çubuğuna ekleyin | Son Eklenen Kelimeler | Türkçe down
sözcük çevir
İngilizce Türkçe Almanca Fransızca İspanyolca Romence Arnavutça Breton Çekçe Danca Endonezya Dili Eskenazi Dili Esperanto Estonyaca Felemenkce Fince İskoçca Galce Gürcüce İtalyanca İzlandaca Katalanca Korsika Dili Kürtçe Lehçe Letonya Dili Litvanya Dili Macarca Madagaskar Dili Norveçce Portekizce Br. Portekizce Por. Sırpça Slovakça Slovence Valonca Vietnamca
ç ğ ı ö ş ü ê î ßchange


İngilizce > Türkçe :

det

okunuşu dinleyin
İngilizce (english) Türkçe (turkish)
detach (f). ayırmak, çözmek, çıkarmak, koparmak, sökmek; çıkmak, kopmak, ayrılmak. detachable (s). çıkarılabilir, yerinden sökülebilir detachment (i). ayırma, aynlma, çıkarma; müfreze; ayrılık; dalgınlık; tarafsızlık; (ask). kol.
detail
why women cheat women looking to cheat reasons wives cheat on their husbands
(i)., (f)., (çoğ). teferruat, ayrıntılar; tafsilât; ayrıntılı plan; (ask). müfreze, hususi bir işe ayrılan asker takımı; (f). tafsilatıyla anlatmak; hususi bir işe tahsis etmek. in detail tafsilatıyla, teferruatıyla, mufassalan, ayrı ayrı, ayrıntılarıyla.go into detail teferruata girmek.
detain
why women cheat women looking to cheat reasons wives cheat on their husbands
(f). alıkoymak; engellemek, mani olmak, durdurmak; geciktirmek; gözaltma almak. detainment (i). engelleme, alıkoyma; geciktirme.
detainer (i)., (huk). başkasının malına alıkoyma; mevkufiyetin uzatılması emri.
detect (f). meydana çıkarmak; keşfetmek, sezmek, tutmak. detectable (s). keşfi mümkün. detection (i). keşif, meydana ,çıkarma, bulma.
detective (i)., (s). dedektif, polis hafiyesi, sivil polis; (s). dedektiflikle ilgili. private detective özel dedektif. detective story polis romanı.
detector (i). bulan şey veya kimse; (elek). dedektör.
detensive (s)., (i). müdafaa eden; (i). saldırıya uğrayanın durumu, kendini koruyucu harekette bulunma. defensive alliance (ask). savunma anlaşması. on the defensive kendini savunma lüzumunu duyan. defensively (z). savunarak.
why women cheat women looking to cheat reasons wives cheat on their husbands
detent (i)., (mak). çalar saatin tetiği, tetik, kol, düğme.
detente
why women cheat women looking to cheat reasons wives cheat on their husbands
(i)., (pol). uluslararası gergin havanın yumuşaması.
detention
why women cheat women looking to cheat reasons wives cheat on their husbands
(i). alıkoyma, engelleme, tutma, mani olma; gecikme; tevkif, hapis. detention camp tevkif kampı. place of detention hapishane.
deter (f). (-red, -ring) niyetinden vazgeçirmek, caydırmak; yıldırmak. determent (i). engel, mani; menolunma.
why women cheat women looking to cheat reasons wives cheat on their husbands
detergent (i). deterjan, temizleyici madde.
deteriorate
why women cheat women looking to cheat reasons wives cheat on their husbands
(f). fenalaşmak, bozulmak, alçalmak, gerilemek. deteriora'tion (i). fenalaşma, gerileme, bozulma, çürüklük, çürüme.
determinant (s)., (i). tayin eden, tarif eden; hükmeden, galebe çalan; (i). etkileyen veya tayin eden şey; (mat). determinant.
determinate (s). belirli, muayyen, hudutlu, mahdut, kesin, kati; kararlaşmış, mukarrer.
determination (i). azim, sebat, metanet, inat, kararlı oluş; hüküm, tespit, tayin; niyet, kasıt; sınırlama, tahdit.
determinative (s)., (i). tahdit eden, tayin eden, tahsis eden; (i). tayin eden şey.
determine (f). karar vermek, azmetmek; niyetlenmek, kesmek; tayin etmek, kararlaştırmak, belirlemek; bitirmek; belirtmek; sınırlamak, tahdit etmek; tanımlamak, tarif etmek; yön vermek.
determined (s). kesin, kati, azimkâr, metin, niyetinden şaşmaz. determinedly (z). metanetle, azimle.
determinism (i)., (fels). determinizm, gerekircilik. determinist (i). determinist, gerekirci.
deterrent (s)., (i). engel olan, mâni olan, meneden, caydıran; (i). engel olan şey veya kimse, caydıran şey veya kimse. deterrence (i). engel oluş; caydırma.
detest
why women cheat women looking to cheat reasons wives cheat on their husbands
(f). nefret etmek, iğrenmek, tiksinmek. detestable (s). nefret uyandıran, iğrenç, tiksindirici. detestably (z). iğrenilecek bir şekilde, tiksindirerek.
detestation (i). nefret, tiksinme, iğrenme.
dethrone (f). tahttan indirmek, halletmek. dethronement (i). tahttan indirilme.
detonate (f). patlamak, patlatmak, infilâk etmek. detona'tion (i). patlama, infilak.
detonator (i). kapsül, fitil, patlayıcı maddeyi ateşleyen şey, funya.
detour (i)., (f). sapma, dolambaçlı yol, geçici yol; (f). dolambaçlı yoldan gitmek veya göndermek. make a detour dolambaçlı yoldan gitmek.
detract
why women cheat women looking to cheat reasons wives cheat on their husbands
(f). eksiltmek, kıymetten düşürmek; itibarını zedelemek; kötülemek, aleyhinde bulunmak. detraction (i). eksiltme; itibarını zedeleme, kötüleme.
why women cheat when your husband cheats reasons wives cheat on their husbands
detrain (f)., (ing). trenden inmek.
why women cheat click here reasons wives cheat on their husbands





Copyright © 2008-2015 sozcukcevir.com