|
|
Aranan kelime (Searched word): exp
| İngilizce (english) | Türkçe (turkish) | | expend | (f). sarf etmek, harcamak. expendable (s). harcanabilen; (ask). feda edilebilen. | | expensive | (s). pahalı, masraflı. | | expiry | (i). hitam, son, bitim. | | explicate | (f). yorumlamak, tefsir etmek; açıklamak, izah etmek, anlatmak. explic'able (s). anlatılabilir; anlaşılabilir. explication (i). açıklama, izah, izahat; ayrıntılı tasvir. explicative. explicatory (s). açıkalayıcı, izah edici; tahlili. | | exposition | (i). ifade, izah, açıklama, şerh, yorumlama, tefsir; teşhir, sergileme; sergi. | | expositor | (i). şerh eden kimse,yorum yapan veya tefsir eden kimse. expository (s). şerh ve izah eden, açıklayan. | | expansion | (i). açılıp yayılma, büyüme, genişleme; genişleyen kısım, ek. coefficient of expansion (mat). genişleme katsayısı. expansion bolt sıkıştırma cıvatası,kurtağzı cıvata. | | exparte | (Lat). yalnız bir tarafın yararına, tek taraflı. | | expectation | (i). bekleme, intizar, ümit; beklenilme. contrary to expectations beklenilenin aksine. | | expectative | (s). muhtemel, beklenilen; ümit eden. | | expel | (f). (led, ling) kovmak, azletmek, defetmek, tardetmek, çıkarmak; sürmek. expellant, lent (s)., (i). çıkaran; (i). defeden ilaç. | | explanation | (i). açıklama, izah,izahat; anlam, mana; tanımlama, tarif; yorum,tefsir; uzlaşma. | | explanatory | (s). açıklayıcı, izahat kabilinden. | | expletive | (i)., (s). heyecan ifade eden söz; gereği olmayan harf,hece, kelime; anlamı kuvvetlendirici söz; küfür; (s). fazla, boşluğu dolduran, tamamlayan (kelime). | | explode | (f). patlatmak, infilak ettirmek;patlamak, infilâk etmek, patlak vermek; boşa çıkarmak, yanlış olduğunu ispat etmek, çürütmek. explode a theory bir kuramı çürütmek. | | export | (f). ihraç etmek, dışarıya mal göndermek, ihracat yapmak. exporta'tion (i). ihraç etme, ihracat; ihraç edilen mal. ex'porter (i). ihraç eden kimse, ihracatçı. | | expostulate | (f)., with ile dostça tenkit etmek, uyarmak, ikaz etmek, nasihat etmek. expostula'tion (i). dostça tenkit,uyarma. expos'tula'tor (i). nasihat eden kimse. expos'tulator'y (s). tenkit veya ikaz kabilinden. | | expressive | (s). anlamlı, manalı, dokunaklı, tesir edici, etkileyici; canlı. expressively (z). anlamlı olarak, tesir edici bir şekilde. | | expunge | (f). silmek, bozmak, çıkarmak. | | expurgate | (f). sansürden geçirmek(kitap); arıtmak, ıslah etmek, temizlemek. expurga'tion (i). ıslah etme, arıtma, temizleme. ex'purgator (i). ıslah eden veya arıtan kimse. expur'gatory (s). ıslah edici, ıslah kabilinden. | | expect | (f). beklemek, intizar etmek,ümit etmek, ummak; (k).dili zannetmek, tahmin etmek. | | expectant | (s)., (i). bekleyen, ümit eden, uman (kimse). expectant mother hamile kadın. expectantly (z). bekleyerek,ümitle. | | experiential | (s). deneysel, tecrubi, tecrübeye dayanan, ampirik. | | expiration | (i). hitam, son, nihayet; nefes verme. | | exploit | (f). sömürmek, istismar etmek,istifade etmek; kullanmak, işletmek. exploita'tion (i). kendi çıkarına kullanma, sömürme, istismar. exploiter (i). sömüren veya istismar eden kimse; işleten kimse. | | expound | (f). açıklamak, izah etmek,şerh etmek, yorumlamak, tefsir etmek. | | exp | (kıs.) export, express. | | expectorate | (f). balgam çıkarmak, tükürmek. expectora'tion (i). tükürme; tükürük, balgam. | | expedite | (f). çabuklaştırmak, hızlandırmak, kolaylaştırmak; çabuk icra etmek;(nad). göndermek, sevk etmek. | | expenditure | (i). masraf, harcama. |
|
|