Anasayfa | Metin Çeviri | Okunuşu Dinleyin | Araç çubuğuna ekleyin | Son Eklenen Kelimeler | Türkçe down
sözcük çevir
İngilizce Türkçe Almanca Fransızca İspanyolca Romence Arnavutça Breton Çekçe Danca Endonezya Dili Eskenazi Dili Esperanto Estonyaca Felemenkce Fince İskoçca Galce Gürcüce İtalyanca İzlandaca Katalanca Korsika Dili Kürtçe Lehçe Letonya Dili Litvanya Dili Macarca Madagaskar Dili Norveçce Portekizce Br. Portekizce Por. Sırpça Slovakça Slovence Valonca Vietnamca
ç ğ ı ö ş ü ê î ßchange


İngilizce > Türkçe :

fat

okunuşu dinleyin
İngilizce (english) Türkçe (turkish)
fat (s). (ter, test) (i). şişman, slang şişko; semiz, yağlı; bol ve iyi; bereketli; kârlı; dolgun;kalın; (i). yağ; bereketli ürün; semizlik. fat cat (A.B.D)., argo zengin adam; seçim öncesi partisine maddi yardımda bulunan kimse. a fatchance (A.B.D)., argo çok zayıf bir ihtimal,imkânsızlık. fathead (i). aptal kimse. fat lime halis kireç, kolay sönen kireç. fatwitted (s). ahmak. chew the fat argo konuşmak. Iive off the fat of the land her şeyin iyisiyle geçinmek. The fat is the fire. Kıyamet kopacak. iş patlak verecek. kill the fatted calf samimi karşılamak (uzun bir ayrılıktan sonra dönen kimseyi).
fatal (s). öldürücü, mahvedici, yok edici; talihsizlik getiren; kadere bağlı, mukadder,önüne geçilemeyen. fatally (z). öldürücü bir surette, ölecek derecede; kadere bağlı olarak.
fatalism (i). kader ve kısmete boyun eğme, tevekkül; her şeyi kadere bağlama inancı, fatalizm, kadercilik.
fatalist (i). her şeyi kader ve kısmete bağlayan kimse, fatalist. fatalistic (s). her şeyi talih veya kadere bırakan. fatalistically (z). mukadderata bırakarak.
fatality (i). kaza sonucu olan ölüm; felâket, musibet, uğursuzluk; kader, kısmet. fatalities (i). ölenler.
fatamorgana (özellikle Messina Boğazında görülen) serap.
fate (i). kader, takdir, kısmet, talih; ecel, helâk, ölüm; akibet, encam. the Fates kader tanrıçaları. fated (s). kadere dayanan, kadere bağlı; mahvolmaya mahkûm.
fateful (s). mukadderatı tayin eden, mukadder, kaçınılmaz; tarihi önem taşıyan; meşum. fatefully (z). kaçınılmaz bir surette, mukadder olarak; meşum bir şekilde.
father (i). baba, peder; ata, cet, soy, icat eden kimse, bani, pir; (b.h). Cenabı Hak, Allah; (kil)., (b.h). papaz; (çoğ). büyükler, ihtiyarlar. father confessor günah çıkaran papaz. fatherinlaw (i). kayınpeder. father of lies şeytan. Holy Father Papa. the Church Fathers Hıristiyanlığın ilk asırlarındaki dinî metinleri kaleme alan yazarlar. fatherhood (i). babalık sıfatı, babalık. fatherless (s). babasız, yetim. fatherliness (i). babacan tavırlar. fatherly (s)., (z). baba gibi, babacan.
father (f). babası olmak; vücuda getirmek, icat etmek; oğul olarak kabul etmek; abaca davranmak. father on isnat etmek,atfetmek, yüklemek (bir kitabı, bir yazara).
fatherland (i). anavatan, yurt.
fathom (i). kulaç (uzunluk ölçü birimi).
fathom (f). iskandil etmek; etraflıca anlamak. fathomable (s). anlaşılabilir; iskandil olunabilir. fathomless (s). dibine erişilmez, pek derin: anlaşılmaz.
fatidic (s). kehanet kabiliyeti olan, gaipten haber veren, geleceği önceden haber verebilen.
fatigue (i)., (f). yorgunluk, bitkinlik; zahmet, meşakkat, ağır iş; (mak). eskime, dayanıklığı kaybetme; (ask). kışla hizmeti; (çoğ)., (ask). kışla hizmeti sırasında askerlerin giydiği kalın ve dayanıklı elbise; (f). yormak, yorgunluk vermek; (mak). dayanıklığını kaybettirmek.
fatling (i). besili hayvan, semiz hayvan.
fatsoluble (s)., (kim). yağ içinde eriyebilen (vitamin).
fatten (f). semirtmek, şişmanlatmak; gübrelemek; şişmanlamak, semirmek.
fatty (s)., (i). şişman, semiz, yağlı; gübreli (i)., (aşağ). şişko, dobiş. fatty acid (kim). gliserid yapan asit, yağ asidi. fatty compounds (kim). yağlı bileşimler. fatty degeneration (tıb). yağ dejenerasyonu, olağanüstü şişmanlık. fatty tissue (anat). yağ dokusu. fattish (s). şişmanca, oldukça toplu.
fatuity (i). ahmaklık, aptallık, budalalık, akılsızlık.
fatuous (s). ahmak, aptal, budala. fatuously (z). ahmakça, budalaca.





Copyright © 2008-2014 sozcukcevir.com