|
|
Aranan kelime (Searched word): fell
| İngilizce (english) | Türkçe (turkish) | | fellah | (çoğ. fellahs, fellahin) fellah. | | felly | (bak). felloe. | | fell | (f)., (bak). fall. | | fellow | (i)., (s). adam, kişi, herif, insan; slang ulan; arkadaş, yoldaş, refik; hemcins; akran, eş; doktora veya bilimsel araştırma bursu alan kimse; akademi üyesi. fellow citizen, fellow countryman vatandaş, yurttaş. fellow feeling ortak duygu, aynı şey başına geldiğinden başkasının halinden anlama. fellow laborer iş arkadaşı. fellow member aynı derneğin üyesi. fellow sufferer dert ortağı. fellow townsman hemşeri. fellow traveller yol arkadası, yoldaş; (A.B.D), (pol). (1940) aslında komünist olmayıp komünistlerle işbirliği yapan kimse; komünist sempatizanı. good fellow iyi çocuk, iyi arkadaş. hail fellow well met laubali kimse. old fellow arkadaş; azizim. poor fellow zavallı adam. | | fell | (f)., (i). kesmek, kesip devirmek, yere yıkmak, düşürmek; mahvetmek; (terz). kumaşı kırmalı dikmek; (i). bir mevsimde kesilen tomruğun tümü; kırmalı dikiş. | | fellowship | (i). beraberce hoş vakit geçirme, arkadaşlık, refakat; samimiyet; üniversitede bilimsel araştırma için verilen burs; birlik; kurum, dernek, cemiyet, kulüp. | | felloefelly | (i). tekerlek çemberi, ispit. | | fell | (i). post, deri, posteki. | | feller | (i). ağaç kesen kimse veya şey; (h). dili kişi, adam, şahıs. | | fell | (s). zalim, insafsız vahşi, korkunç; öldürücü. in one fell swoop bir hamlede, bir çırpıda. | | fell | (i)., (ing). kır; tepe (yalnız özel isimlerde). |
|
|