|
|
Aranan kelime (Searched word): make
| İngilizce (english) | Türkçe (turkish) | | make | i. yapılış, yapı, şekil, biçim; mamulât, marka; hasılat, randıman, verim; elek. devrenin kapanması. be on the make k.dili kendi kazancı peşinde olmak; cinsi münasebet için eş aramak. | | makebelieve | i., s. yalandan inanma; s. sahte, samimi olmayan, sahtekâr. | | makefast | i., den. palamarın bağlandığı iskele babası veya şamandıra. | | makeweight | i. tartı tamam olsun diye ilâve edilen ağırlık; takım tamam olsun diye ilâve olunan değersiz kimse veya şey (okeye dördüncü). | | makeshift | i., s. geçici tedbir; s. geçici tedbir türünden. | | make | yaratmak, yapmak, meydana getirmek, atamak; anlamak, kazanmak, düzeltmek, mecbur etmek, sağlamak, (yol)almak ,ulaşmak, erişmek, elek. (devreyi) kapatmak, (argo) cinsel ilişkide bulunmak, kabarmak.make a clean breast of itiraf etmek, içini boşaltmak.make a difference fark etmek. make a face suratını buruşturmak,somurtmak, make a fire ateş yakmak | | maker | i. yapan şey veya kimse; b.h. Allah; huk. bono imzalayan kimse. | | makeup | i. yapılış; makyaj, yüze düzgün sürme; matb. mizanpaj, tertip; bütünleme sınavı. |
|
|