| İngilizce (english) | Türkçe (turkish) |
| match | f. uymak, benzemek; eşlemek; uydurmak; karşılaştırmak; geçmek, üstün gelmek; yazı turada karşılaştırmak üzere iki para atmak; geçirmek, birbirine tutturmak; birleştirmek evlendirmek. matching fund bağışların toplamına eşit miktarda yapılan şartlıbağış. matching funds şartlı bağışı eşitleyen küçük bağışlar. |
| matchbox | i. kibrit kutusu. |
| matchmaker | i. çöpçatan kimse: atletizm karşılaşmasını düzenleyen kimse; kibrit imalâtçısı. |
| matchmark | i. bağlantı işareti, bağlama markası. |
| match | i. eş, akran, denk, benzer; tam kopya; tamamlayıcı şey; uygun çift; evlenme; evlenme kararı; eşliğe uygun kimse; rakip; maç, karşılaşma, müsabaka. meet one's match hakkından gelecek birine rast gelmek, rakibi ile karşılaşmak. |
| match | i. kibrit; fitil. ordinary match herhangi bir yere sürtünmeyle ateş alan kibrit. safety match yalnız kutusunun eczalı kenarına çakılınca ateş alan kibrit. |
| matchwood | i. kibrit yapmaya yarayan kereste; kibrit çöpü gibi ufak tahta parçaları. |
| matchless | s. eşsiz, emsalsiz, rakipsiz. |
| matchlock | i. fitilli tüfek. |