| İngilizce (english) | Türkçe (turkish) |
| over | önek üstün, üstünde; asağıya doğru; fazla, bütün bütün. |
| overarch | f. üzerinde kemer meydana getirmek. |
| overbid | f. (-bade, -bidden, -bidding) açık artırmada başkalarından fazla fiyat vermek, gereğinden fazla fiyat artırmak; briç. deklarasyon yapmak. |
| overblown | s. abartmalı, şişirilmiş; tazeliğini kaybetmiş (çiçek). |
| overboard | z. gemiden denize. go overboard A.B.D., k.dili fazla tutkun olmak. Man overboard ! Yetişin ! Adam denize düştü. |
| overbold | s. fazla küstah. |
| overbook | f. bir uçak veya otelde mevcut yerlerden fazla rezervasyon kabul etmek. |
| overcall | f., briç. fazla deklarasyon yapmak. |
| overcareful | s. fazla dikkatli, çok titiz. |
| overcharge | i. fazla yük; fazla fiyat. |
| overclouded | s. bulutlarla kaplı. |
| overcome | f. (-came, -come) galip gelmek, alt etmek; yenmek, hakkından gelmek; gidermek, çaresini bulmak. be over come (with) etkilenmek. |
| overcompensate | f. fazlasıyle karşılamak. |
| overcrowd | f. fazla kalabalık etmek. |
| overdo | f. (-did, -done) fazla özenmek; gereğinden fazla pişirmek; fazla yorulmak. |
| overdose | i. belirli bir ölçüden fazla ilâç verme, dozu aşma; aşırı doz; kıs. O.D., o/d fazla esrar alma; fazla esrardan hasta olan veya ölen kimse. |
| overdraw | f. (-drew, -drawn) abartma ile söylemek; hesap mevcudundan fazla para çekmek. |
| overdrive | i. oto. otomatik dördüncü vites. |
| overeat | f. (-ate, -eaten) fazla yemek yemek, oburluk etmek. |
| overestimate | f. fazla tahmin etmek. |
| overflow | i. taşma; taşkın şey; çok bol şey; akaç. |
| overgrow | f. birbirini örtecek derecede büyümek (fidan); fazla boy atmak. |
| overhaul | f. gereken onarımı yapmak için elden geçirmek; kontrol etmek; arkasından yetişip önüne geçmek. |
| overhaul | i. kontrol; bakım ve tamir. |
| overhead | i., s. genel masraflar; s. baştan yukarıda olan, yukarıdan geçen; genel masraflarla ilgili. |
| overhear | f. (-heard) rastlantılı olarak işitmek, kulak misafiri olmak. |
| overinflated | s. şişirilmiş; fazla büyütülmüş, abartmalı. |
| overkill | i. düşmanın fazlasıyle üstesinden gelebilecek askeri olanak. |
| overlay | i. örten tabaka; kaplama; bir harita üzerine konan tamamlayıcı sayfa. |
| overload | i. fazla yük. |