|
|
Aranan kelime (Searched word): string
| İngilizce (english) | Türkçe (turkish) | | string | i. ip sicim, kaytan, kordon, şerit; şart; tahdit; boncuk dizisi; dizi, seri; A.B.D., k.dili. yarış atı grubu; kiriş tel, saz teli; lif; çoğ. yaylı sazlar. string bag file string band yaylı sazlar orkestrası. string bean çalı fasulyesi; k.dili. uzun ve sıska kimse, sırık gibi kimse. string quartet yaylı sazlar kuarteti. string tie dar kravat. have two strings to one's bow yedek plan bulundurmak. on a string sermayesiz olarak; baskı veya kontrol altında. on the string peşinde. pull strings başkalarının faaliyetini gizlice idare etmek; başkalarına gizlice tesir etmek; piston kullanmak. | | string | f., (strung) tel takmak; akort etmek; germek; ipliğe dizmek, ipe geçirmek; kılçıklarını çıkarmak (taze fasulye); iple bağlamak veya asmak; tel tel olmak; sıra veya dizi halinde gitmek. string along aldatmak; ayak uydurmak. string along with k.dili. beraberinde gitmek, peşine takılmak. string up A.B.D., k.dili. ipe çekmek, asmak. stringed s. iplikli, telli. stringed instruments yaylı sazlar. | | stringent | s. zorlu, yeğin; zor şartlarda engellenmiş; sıkı, dar; paraselik çeken; ikna edici kandırıcı. stringency i. sıkılık; para darlığı. stringently z. para darlığıyla; sıkıca. | | stringer | i. kirişçi; yatay kiriş; kadir belirli bir takımdan olan kimse. | | stringy | s. tel gibi; tel tel olan; lifli, iplik iplik; kılçıklı. |
|
|