Anasayfa | Metin Çeviri | Okunuşu Dinleyin | Araç çubuğuna ekleyin | Son Eklenen Kelimeler | Türkçe down
sözcük çevir
İngilizce Türkçe Almanca Fransızca İspanyolca Romence Arnavutça Breton Çekçe Danca Endonezya Dili Eskenazi Dili Esperanto Estonyaca Felemenkce Fince İskoçca Galce Gürcüce İtalyanca İzlandaca Katalanca Korsika Dili Kürtçe Lehçe Letonya Dili Litvanya Dili Macarca Madagaskar Dili Norveçce Portekizce Br. Portekizce Por. Sırpça Slovakça Slovence Valonca Vietnamca
ç ğ ı ö ş ü ê î ßchange


İngilizce > Türkçe :

water

okunuşu dinleyin
İngilizce (english) Türkçe (turkish)
water i. su; deniz, göl, nehir; su birikintisi; gölek, gölcük, gölet; elmasın parlaklık ve şeffaflığı; hare, kumaşın şanjanı; mükemmellik, kalite; karşılığı olmadan ilâve olunan sermaye; çoğ. kara suları; çoğ. sular. water ballet su balesi. water bearer sucu, saka; b.h., astr. Kova Burcu; Saka takımyıldızı. water bed yatak olarak kullanılan içi su dolu büyük plastik torba. water beetle, water bug su böceği, su sineği, zool. Hydrophilus. water blister içi suyla dolu kabarcık. water boy işçilere veya sporculara su getiren kimse. water buffalo manda, zool. Bubalus bubalus. water cart su arabası. water chestnut su kestanesi, göl kestanesi, bot. Trapa natans. water closet tuvalet, apteshane, kıs. W.C. water color suluboya; suluboya resim. water cooler su soğutacak kap veya tertibat. water cure tıb. su ile tedavi; k.dili. fazla su içirerek yapılan işkence. water flea su piresi; subiti, zool. Daphnia. water gap iki dağ arasındaki derin dere, koyak, geçit. water gas hidrojenle karbonmonok- sitten meydana gelen bir çeşit havagazı. water gate set, kapak. water gauge istim kazanındaki suyun yüksekliğini ölçme aleti, su seviyesi göstericisi. water germander sunanesi, sarmısak otu, bot. Teucrium scordium. water glass su bardağı; kazandaki suyu ölçme aleti; sodyum silikat; su saatı. water hammer borularda su gürültusü. water hazard golf oyununda su mâniası. water hemlock sığır baldıranı, bot. Cicuta virosa. water hen su tavuğu. water hole hayvanların su içtiği ufak pınar veya gölcük. water jacket moturu soğutmak için silindirlerin etrafındaki su gömleği. water jump at yarışlarında su mâniası. water level su seviyesi. water lily nilüfer, bot. Nymphaea. water line den. su hattı. water main yeraltı su borusu. water meter su saatı. water mill su değirmeni. water moccasin Kuzey Amerika'da bulunan kanca-dişli engerek. water nymph su perisi. water on the brain beyinde su toplanması. water polo su polosu. water rat misk sıçanı, su sıçanı, zool. Ondatra zibethica; limanlarda hırsızlık eden serseri. water rights su kullanma hakkı. water snake su yılanı, zool. Natrix. water softener suyun kirecini ayırarak yumuşatan kimyasal madde veya tertibat. water spaniel su spanyeli. water supply su rezervi; su kaynakları; su sağlama. water system bütün kollarıyle bir ırmak; su kaynakları; su sağlama. water table mim. bina yüzündeki alt saçak, yağmur etekliği; jeol. su tabakası, su tabakası seviyesi. water tower su kulesi. water wheel sudolabı; çark. water wings yüzme öğrenenler için bir çift sugeçirmez şişirilmiş torba. water witch yeraltı sularının yerini bulabildiğini iddia eden kimse. above water kaygısız, sıkıntısız. be in hot water başı dertte olmak, güç durumda olmak. be under water su altında kalmak. go water k.dili. su dökmek, işemek. head of water kaynak yeri, su başı; su rezervi; sarnıç, baraj; su gücü. high water met, kabarma; sel; k.dili. boy atan çocuğa pantolonunun kısa gelmesi. in deep water başı dertte, müşkül durumda. in smooth water meselesiz, yolunda. low water cezir, inme; suların çekilmiş hali. low water mark tam cezri veya suyun fazla çekildiğini belirten işaret. make water su dökmek, işemek. of the first water en iyi cinsten. on the water denizde. soft water tatlı su, kireçsiz su. spring water pınar suyu. take the water (belirli bir membadan) su içmek. the waters meşime, son, etene, döleşi. throw cold water on hevesini kaçırmak, soğutmak. watered silk hareli veya dalgalı ipekli kumaş. He worked hard to keep his head above water. Geçinebilmek için çok çalıştı. Sam is a villain of the purest water. Sam hainlerin daniskasıdır. They spend money like water. Su gibi para harcarlar.
water f. sulamak; suvarmak, su vermek; harelemek (ipek); su katmak, sulandırmak; sulanmak; su içmek (hayvan), suvarılmak; karşılığı olmadan hisse senetlerini çoğaltmak. water down sulandırmak; hafifletmek, yumuşatmak. The smell of fresh bread makes my mouth water. Taze ekmek kokusu ağzımı sulandırır.
waterborne s. yüzen; su yoluyle taşınan; su yoluyle bulaşan.
waterbuck i. Orta Afrika'da bulunan iri bir cins antilop.
watercourse i. su yolu, kanal; dere, su.
watercraft i. denizcilik veya su sporlarında maharet; gemi, kayık; deniz taşıtları.
watercress i. suteresi, bot. Nasturtium officinale.
waterfall i. çağlayan, çavlan, şelâle.
waterfowl i. su kuşu, su kuşları.
waterfront i. sahilde arsa; şehrin liman bölgesi.
watering i., s. sulama; suvarma; hareleme; s. sulayan, sulayıcı; sahildeki; kaplıcaya yakın. watering place içmeler, maden suları bulunan yer; plaj; kaplıca. watering pot bahçe sulama kovası, süzgeçli kova. watering trough yalak.
waterlogged s. içi su dolmuş.
waterloo i. Waterloo savaşı; kesin yenilgi.
waterman i. kayıkçı.
watermark i., f. karada suyun yükseldiği dereceyi gösteren çizgi veya işaret; filigran; f. filigran basmak.
watermelon i. karpuz, bot. Citrullus vulgaris.
waterpower i. su gücü.
waterproof s., i., f. su geçirmez; i. yağmurluk, empermeabl; f. sugeçirmez hale koymak.
waterrepellent s. su çekmez.
watershed i. iki ne arasındaki set; su bölümü çizgisi; boşaltma havzası; sınır.
waterside i., s. sahil, kıyı, yalı; s. sahilde yaşayan; su kenarında biten; sahile özgü; sahilde çalışan.
waterski f., i. su kayağı yapmak; i. su kayağı.
watersoeked s. ıslak, sırsıklam.
watersoluble s. suda eriyebilen.
waterspout i. denizden veya gölden kasırga kuvvetiyle hortum halinde yukarı çekilen su, deniz hortumu; oluk.
watertight s. su geçirmez, akmaz, sızmaz; çok sıkı, göz açtırmayan.
waterway i. su yolu; gemi güvertesinde biriken suyu akıtmaya mahsus açık oluk.
waterworks i., çoğ. su dağıtım tertibatı; su oyunları; (argo) gözyaşı; (argo) yağmur.
waterworn s. sudan aşınmış, suda eskimiş.
watery s. sulu, suya ait; sulak, suyu bol; su gibi, suya benzer; tatsız, lezzetsiz; zayıf, sudan.





Copyright © 2008-2014 sozcukcevir.com