| İngilizce (english) | Türkçe (turkish) |
| windfall | i. umulmadık yerden gelen para veya yardım; ağaçtan düşmüş meyva; ağaçları rüzgâr etkisiyle devrilmiş koru. |
| windlass | i., f. bocurgat, ırgat; f. ırgatla çekmek. |
| windshield | i., oto. ön cam. |
| windbroken | s. soluğan (at). |
| windgall | i. atlarda bilek şişmesi. |
| windjammer | i., den. yelkenli gemi; yelkenli tayfası; (argo) geveze kimse, dillidüdük. |
| windless | s. durgun, rüzgarsız. |
| windowshop | f. vitrin gezmek. |
| windpipe | i. nefes borusu. |
| windbreaker | i., tic. mark rüzgâra karşı koruyan spor ceket. |
| windsor | i. ingiltere'de Windsor şehri; Büyük Britanya kral ailesinin soyadı. Windsor chair tahta çubuklardan yapılmış bir çeşit rahat sandalye. |
| windstorm | i. kasırga. |
| windup | i. kapanış, bitiş; son kısım; (beysbol) topu atmak için kolu kaldırma. |
| wind | f. (wound) i. döndürmek; sarmak; çevirmek; kurmak (saat); dolaşmak; geri dönmek; gizli gizli sokulmak; sarılmak; eğrilmek; bükülmek; i. dönemeç, yolun döndüğü yer; kurma .wind down yavaslamak; açmak (araba penceresi) .wind its way dolaşıp gitmek. wind off bir çark veya iğden boşaltmak veya diğerine sarmak (iplik). wind up toplayıp sarmak; bitirmek, halletmek, sonuçlandırmak; makara veya vinç ile kaldırmak; kapatmak (araba penceresi); (beysbol) topu atmak için kolu yukarı kaldırmak. |
| windbag | i., k.dili. dillidüdük, çalçene kimse; çenesi düşük kimse, geveze kimse; körük; (argo) göğüs. |
| windblown | s. rüzgâr ile savrulmuş; rüzgâr etkisiyle meyilli büyumüş (ağaç); kakül şeklindeki. |
| winded | s. soluğu kesilmiş, soluksuz. |
| windsock | i., meteor. rüzgâr hortumu. |
| windbreak | i. rüzgârdan koruyan ağaç kümesi veya çalılık, ruzgâr çiti. |
| windburn | i. ruzgârdan meydana gelen deri kızarıklığı, rüzgâr yanığı. |
| winddried | s. rüzgârla kurutulmuş. |
| windward | s., i., z. rüzgâr üstü tarafındaki; i. rüzgâr üstü; z. rüzgâr üstünde. to windward of den. üstün durumda. |
| winding | i., s. sarmal sargı; dönemeç; dolambaç; elek. bobin, bobin dolamı, dolam; s. sarmal; dolambaçlı; sarılgan. winding sheet kefen. |
| window | i. pencere; pencere çerçevesi. window blind güneşlik. window box pencerenin dış tarafına konulup içine çiçek ekilen sandık. window dressing vitrin dekorasyonu; gösteriş, göz boyama. window frame pencere çerçevesi. window sash pencerenin açılır kapanır veya aşağı yukarı sürülür çerçevesi. window seat pencere rafı, pencere içinde oturulacak yer. window sill pencere eşiği. bay window cumba penceresi; (argo) göbek. dormer window tavan arası penceresi. windowred s. pencereli. |
| windborne | s. rüzgârın taşıdığı. |
| windflower | i. Manisa lâlesi, dağ lalesi, anemon, bot. Anemone. |
| windrow | i., f. tarlada sıra sıra yere yatırılmış ekin; rüzgar sürüklemesiyle meydana gelmiş yaprak sırası; tohum ekmek için açılan saban izi; ağaçları rüzgârda devrilmiş arazi; f. tırmıkla dizi haline getirmek. |
| winder | i. saat kurgusu; sarılgan asma. |
| windy | s. rüzgarlı, rüzgarı çok; rüzgar gibi, değişken; fırtınalı; hızlı; gaz yapan; havai; geveze; övüngen. windiness i. rüzgarlılık; gevezelik. |
| wind | i. ruzgar, yel, hava; kasırga, hortum, bora; havanın estiği yön; havanın getirdiği koku, nefes; haber; soluk, nefes; boş laf; çoğ. orkestrada nefesli çalgılar; bağırsakta gaz. in the wind olmakta, patlamak üzere; kafası dumanlı, sarhoş. in the wind's eye tam rüzgara karşı. break wind yellenmek, osurmak. get wind of sezmek, haber almak, duymak, ipuçlardan anlamak. have the wind of rüzgar yönünde olmak; kokusunu almak; üstün durumda olmak. have ones wind up tetik durmak. sail close to the wind hemen hemen rüzgâra karşı gitmek; tehlikeyi göze almak; az parayla geçinmek. wind gap dağ silsilesi içinde akarsuyun geçmediği boğaz. wind gauge tüfekte rüzgar ayarı. wind instrument nefesli çalgı. wind rose rüzgargülü. wind scale ruzgâr cetveli. wind tunnel hava deneme tuneli. an ill wind felâket, şanssızlık. fair wind elverişli ruzgâr. fling to the winds saçıp dağıtmak, atmak. foul wind aksi rüzgâr, fırtınalı ruzgar. go like the wind ruzgar gibi hızlı gitmek. high wind kuvvetli rüzgâr. in the teeth of the wind şiddetli rüzgâra karşı. into the wind rüzgâra karşı. take the wind out of one's sails yelkenlerini suya indirtmek. the four winds dört yönden esen rüzgârlar; dört taraf. trade winds alizeler. It's an ill wind that blows no good Her işde bir hayır var. There is something in the wind Ortalıkta bir şeyler dönüyor. |