| İngilizce | Türkçe | | certify | (f). tasdik etmek, onaylamak; referans vermek; teyit etmek, doğrulamak; garanti etmek; deli olduğunu açığa vurmak.... |
| | die | (i ),(çoğ dice) zar, oyun zarı; talih, şans. The die is cast. Ok yaydan çıktı iş işten geçti.... |
| | pilose ,pilous, pileous | s. kıllı, tüylü. pilosity i. tüylülük.... |
| | centrifuge | (i). santrifuj, santrifuj makinası.... |
| | golden | (s.) altın, altından yapılmış; altın renginde; çok kıymetli, fevkalade; gönençli. Golden Age Yunan ve Roma ef- saneler... |
| | linchpin | i. tekerleğin dingil çivisi.... |
| | boar | i. erkek domuz; yabani domuz, zool. Sus scrofa.... |
| | moderation | i. ılımlılık, itidal; insaf. in moderation ifrata gitmeden, aşırılığa kaçmadan, itidalle.... |
| | leading | (i.), (s.) yol gösterme, rehberlik; ima; (s.) önde olan, yol gösteren, rehber olan. leading article (İng.) başmakale. l... |
| | bogey, bogy, bogie | i. gulyabani, cin, şeytan; ask. kimliği anlaşılmamış veya teşhis edilmemiş uçak.... |
|
|
|
|