| İngilizce | Türkçe | | coaction | (i). zorlama, mecbur tutma; engelleme; birbirini etkileme.... |
| | substitute | i., f., bedel; vekil; f. vekil tayin etmek; bedel olarak koymak; vekâlet etmek; yerine geçmek.... |
| | delate | (f). yaymak. delator (i). iftiracı.... |
| | bisque | i. birkaç çeşit koyu çorba; av etiyle veya deniz mahsulleriyle yapılan çorba; bir çeşit dondurma; tenis gibi oyunlarda o... |
| | wineskin | i. şarap tulumu.... |
| | ruckus | i., A.B.D. (argo) karışıklık, kargaşa.... |
| | cougar | (i). puma, (zool). Felis concolor; panter.... |
| | permit | f. (-ted, -ting) izin vermek, müsaade etmek, ruhsat vermek; fırsat vermek, imkân vermek, bırakmak; kabul etmek; razı o... |
| | dixenfranchise | (bak). disfranchise.... |
| | minnesinger | i. ortaçağ Almanya'sında lirik şair ve aşık.... |
|
|
| Türkçe | İngilizce | | mızrak | javelin. lance. pike. spear.... |
| | minnettar | grateful. indebted. obliged. thankful. appreciative. appreciatory. beholden.... |
| | pilot | A partial roll out of a Solution for the purpose of testing and validation.... |
| | buyurmak | to command. to come. to enter. to pass. to take / to have sth eating / drinking. decree. order. rule.... |
| | beher | to each. for each.... |
| | dağıtma | dispensation.... |
| | kapsamak | enclose.... |
| | benekli | spotted. speckled. dappled. mottled. pied.... |
| | Katolik | catholic. catholik.... |
| | tornacılık | turnery.... |
|
|
|