| İngilizce | Türkçe | | splay | f., i., s. dışa doğru meyletmek, meyil yapmak; yayılmak; meyilli olmak; atın omuzunu yerinden çıkarmak; i. yayvanlık;... |
| | oriel | i. cumba, sıkma.... |
| | rheostat | i., elek. direnç aygıtı, reosta.... |
| | mug | f. (-ged, -ging) A.B.D. (emniyette) hüviyet fotoğrafını çekmek; saldırıp soymak; mimiklerle maymunluk yapmak.... |
| | conceptual | (s). mefhumlarla ilgili, kavramsal; fikirlerin doğmasına ait.... |
| | atwitter | (s). heyecanlı; cıvıltılı.... |
| | accent | (i). aksan, telâffuzda bir heceye verilen kuvvet ; aksan i,sareti, vurgu; şive; hisleri belirtmek için cümlede beli... |
| | some | s., z., zam. bazı; bir; birtakım; birkaç, biraz, bir miktar, bir hayli, epeyce; A.B.D., k.dili. hatırı sayılır; z. yakl... |
| | outlawry | i. kanuna karşı gelme; kanun dışı kılma.... |
| | ac | (kıs). account.... |
|
|
| Türkçe | İngilizce | | koltuk | armchair. seat. easy chair. armpit. flattery. stalls. support. protection. official position. chair.... |
| | Fin | SWIFT's core store and forward message processing service bearing that name which enables financial institutions to exch... |
| | takılmak | pull smb.'s leg. be attached. be affixed. catch. hook. hang out. stick. stick around. chip. tease. banter. kid. chaff. g... |
| | ibis | Image Based Information System. wading birds of warm regions having long slender down-curved bills.... |
| | pastane | pastry shop. cake shop. confectionery. confectioner's.... |
| | çürüme | corrosion. decay. putrefaction. rot. corruption.... |
| | tekerleme | tongue twister.... |
| | dargın | angry. indignant. offended. cross.... |
| | çalışma odası | workroom.... |
| | müjdelemek | to tell sb a piece of good news.... |
|
|
|