| İngilizce | Türkçe | | adore | (f). tapınmak, perestiş etmek, aşırı derecede sevmek. adorable (s). tapınılacak, perestişe layık, çok güzel ve sevim... |
| | blackleg | i., bayt. bir cins sığır vebası; dolandırıcı, kumarbaz kimse; ing. greve uymayan işçi.... |
| | reissue | f., i. tekrar çıkarmak, tekrar neşretmek; i. yeni baskı.... |
| | scute | i., zool. timsah veya kaplumbağanın sert sırt kabuğu, iri pul.... |
| | declaim | (f). belâgatle söz söylemek, inşat etmek; nutuk çekmek. declaim against şiddetle karşı koymak, bağırıp çağırmak.... |
| | quarry | i., f. şahin veya atmaca ile tutulan av; av, şikâr; kovalanan herhangi bir kimse veya şey.... |
| | wolframite | i., kim. volframit.... |
| | tiara | i. papanın üç katlı tacı; taç gibi baş süsü; eski İranlıların kullandığı sarık.... |
| | fleck | (i)., (f). nokta, benek, leke; çok ufak parça; (f). lekelemek, beneklemek.... |
| | clarendon | (i)., (matb). kalın bir çeşit matbaa harfi.... |
|
|
| Türkçe | İngilizce | | şakacı | jocular. playful. quizzical. sly. sportive. waggish. joker. wag.... |
| | rahat olmak | to feel at ease. to be relaxed.... |
| | kavim | tribe. people. nation budun.... |
| | final | A JavaTM programming language keyword You define an entity once and cannot change it or derive from it later More specif... |
| | üretici | producer. grower. producing. generating.... |
| | bileklik | wristband. wriststrap. wristlet. supporter.... |
| | patron | A master who had freed his slave, but still retained some paternal rights over him.... |
| | uzlaşmak | meet half way. make a deal. come to an agreement. come to terms. settle with. settle on. compromise. come to a mutual un... |
| | reel | To wind or pull in the fly line from the water.... |
| | poplin | Fabric used for dye-sublimation Fire retardant is available Outdoor use is not recommended Finishing rating-Excellent Fa... |
|
|
|