×
İngilizce Türkçe
brown i., s., f. kahve rengi; s. kahverengi, kahve renkli, esmer derili; güneşten yanmış; Malezya ırkına mensup; f. karartmak, kararmak; esmerletmek, esmerleşmek; kızartmak. brown bread siyah ekmek. brown paper kahverengi veya diğer koyu renk bir ambalaj kâğıdı. brown study derin ve ciddi düşünceler, sıkıntı sonucu olan dalgınlık. brown sugar rafine edilmemiş veya kısmen rafine edilmiş şeker, esmer şeker. do it up brown k.dili etraflıca yapmak, başarmak. be browned off ing., k.dili bıkmak, usanmak.
{{ votes*1 }}

Örnek cümleler : brown

Deyim

In a brown study

Dalmış, dalıp gitmiş, kara kara düşünen, Karadeniz’de gemileri batmış
Deyim

As brown as a berry

Güneşte kararmış, bronzlaşmış, marsık gibi
brown ile başlayan kelimeler
brown bear boz ayi
brown rice dövülmemiş kabuksuz pirinç
brown study dalgınlık
brown sugar esmer şeker
brown-haired kumral (kiii)
brownian movement brown hareketi
brownie i. halk masallarında gizlice ev iş1erine yardımcı olan iyi huylu bir peri; A.B.D. fındıklı ve çikolatalı bir çeşit kek. Brownie 7-
browning browning tabanca
brownish kahverengimsi
brownout i. kısmi karartma, voltaj duşüklüğü
brownstone i. kahverengi kumtaşı: bu taştan yapılmış ev.
Favorilerim
    Geçmiş
    • brown

      İngilizce - Türkçe