×
İngilizce Türkçe
fat (s). (ter, test) (i). şişman, slang şişko; semiz, yağlı; bol ve iyi; bereketli; kârlı; dolgun;kalın; (i). yağ; bereketli ürün; semizlik. fat cat (A.B.D)., argo zengin adam; seçim öncesi partisine maddi yardımda bulunan kimse. a fatchance (A.B.D)., argo çok zayıf bir ihtimal,imkânsızlık. fathead (i). aptal kimse. fat lime halis kireç, kolay sönen kireç. fatwitted (s). ahmak. chew the fat argo konuşmak. Iive off the fat of the land her şeyin iyisiyle geçinmek. The fat is the fire. Kıyamet kopacak. iş patlak verecek. kill the fatted calf samimi karşılamak (uzun bir ayrılıktan sonra dönen kimseyi).
{{ votes*1 }}

Örnek cümleler : fat

Genel

It's prophecy, It's fate.

Kehanet bu, kader bu.
Game Of Thrones
Deyim

The sins of the fathers are visited upon the children.

Baba koruk yer, oğlunun dişi kamaşır.
Deyim

Live on the fat of the land

Tuzu kuru olmak, yediği önünde yemediği ardında olmak

fat ile başlayan kelimeler

İngilizce Türkçe
fat free yagsiz
fat killer yağ öldürücü
fat soluble yağda çözünen
fata morgana serap
fatal (s). öldürücü, mahvedici, yok edici; talihsizlik getiren; kadere bağlı, mukadder,önüne geçilemeyen. fatally (z). öldürücü bir sure
fatal error önemli hata
fatal to -e göre vahim
fatalism (i). kader ve kısmete boyun eğme, tevekkül; her şeyi kadere bağlama inancı, fatalizm, kadercilik.
fatalist (i). her şeyi kader ve kısmete bağlayan kimse, fatalist. fatalistic (s). her şeyi talih veya kadere bırakan. fatalistically (z). m
fatalistic kaderci
fatality (i). kaza sonucu olan ölüm; felâket, musibet, uğursuzluk; kader, kısmet. fatalities (i). ölenler.
fatally ölümle
fatamorgana (özellikle Messina Boğazında görülen) serap.
fate (i). kader, takdir, kısmet, talih; ecel, helâk, ölüm; akibet, encam. the Fates kader tanrıçaları. fated (s). kadere dayanan, kader
fated kaderde olan
fateful (s). mukadderatı tayin eden, mukadder, kaçınılmaz; tarihi önem taşıyan; meşum. fatefully (z). kaçınılmaz bir surette, mukadder ola
fathead mankafa
father (f). babası olmak; vücuda getirmek, icat etmek; oğul olarak kabul etmek; abaca davranmak. father on isnat etmek,atfetmek, yüklemek
father christmas noel baba
father in law kayınpeder
Favorilerim
    Geçmiş
    • fat

      İngilizce - Türkçe